Doğuş Haber, 26/10/2009

POLİS HALKLA KARŞI KARŞIYA GETİRİLMEMELİ

A.Hisarı Göztepe Mahallesi Gölbahçe mevkiindeki hafriyat döküm alanı ile ilgili mahalle halkının altı yıldır devam eden serzenişi, geçtiğimiz cumartesi günü had safhaya çıktı.

Döküm alanının tapulu hissedarları, İstanbul Büyükşehir ve Beykoz Belediyeleri ile hafriyatçı firma arasında yapılan protokol ile Gölbahçe mevkiine hafriyat dökümü başlamış.
Mahalle sakinlerinin iddiası altı yıldır devam eden hafriyatın izninin yasal olmadığı. Araçların çok tonajlı ve hızlı geçtiği, yolun hızlı ağır vasıta trafiğine dayanmadığı, evlerde çeşitli hasarlar oluştuğu ve bölgedeki okul çocukları ile diğer mahalle çocuklarının tehlike içerisinde oldukları, ayrıca evlerde sağlıklı ders çalışamadıkları için de stres yaşadıkları düşüncesi ile yolu zaman zaman trafiğe kapatıp kamuoyunun dikkatini çekmek istemekteler.

Halk, şikayetleri ile ilgili tüm devlet birimlerine müracaatları olduğu halde sorunun çözüme kavuşmadığı gerekçesiyle ve bir çocuğun atlattığı tehlike sonrasında, Göztepe Mahallesi Muhtarlığı önünden, yolu harfiyat araçlarının trafiğine kapattılar.
Yaşadıkları sıkıntıdan artık iyice gerildiği görülen halkı, Kavacık Polis Karakolu Yetkilileri ve Emniyet Müdür Yardımcısı tarafından, muhtar ve mahalle halkından birkaç temsilci ve konunun diğer muhatapları ile pazartesi saat 11’de her şeyin görüşülüp değerlendirileceği bir toplantıya davet etmelerine rağmen vatandaşlar ikna edilemeyince olay yerine Beykoz Emniyet Müdürü Yılmaz Avcu geldi.
Beykoz Emniyet Müdürü muhtardan ve mahalle halkından artık ezberlenen konuyu bir kez daha sabırla dinledikten sonra, olabildiğince hoşgörü ve sabır içerisinde yapılması gerekenleri sıraladı.

- Yolun trafiğe kapatılması suçtur.
- Elinde döküm izni ve bunun için bu güzergâhı kullanmanın yasal belgesi olan araçların buradan geçmesi yasaya göre hakkıdır.
- Dökümün yasal olmadığını söylüyorsunuz, teklif ettiğimiz toplantıyı kabul edin, size yasal belgelerini gösterelim.
- Zaten yasal olmamış olsa polis olarak öncelikle biz bu araçların geçmesine izin vermeyiz.
- Sizlerin talepleri doğrultusunda toplantıda belgeleri yeniden diğer katılanlarla birlikte inceleyelim, sizin söylediğiniz gibiyse her şey çok kolay.
- Belgeleri gördükten sonra alınacak önlemleri birlikte alalım.
- Hafriyat araçlarının sokağa giriş ve çıkışlarını sıkı bir denetim altında tutalım, hız sorununu bu denetlemelerde kontrol altına alalım.
- Okul aile birlikleri ile ortak bir çalışma projemizde okul önlerinde öğrencilere yardımcı olmak için trafik yeleği giymiş velilerden yararlanma projemiz yakında uygulamaya konulacak.
- Tonaj uygulaması konusunda ben ilgili makamlardan 2 adet seyyar kantar talep ettim geldiğinde tonaj konusunda da rahatlamış olacağız.
- Hafriyat maddelerinin izne uygun olup olmadığını da ilgili birimden denetlenmesi için talepte bulunuruz.

Emniyet Müdürü Yılmaz Avcu olması gerekenleri çok net ifadeler ile anlattıktan sonra, yolu kesen ekseriyeti çocuk ve bayanlardan oluşan grubun yolu açmalarını istedi. Grup içerisinde bulunan yaşlı bayanlar yine itiraz etti.

Yılmaz Avcu, yasaya göre yolu kullanma hakkı olan hafriyat şirketi yetkilisinden, konunun uzun süredir devam etmesinden dolayı sinirlerin gergin olması ve yaşlı ve çocukların bulunması nedeniyle polisin güç kullanmasının ve yolu açmasının bir fayda getirmeyeceği açıklamasından sonra, uzun konvoy oluşturan araçların bugün döküm yapmamasını ve sağlamaya çalıştığımız ortak mutabakata katkı yapmasını istemesi üzerine, firma sahibi Emniyet Müdürünün ricasını kırmayarak tırlarını hafriyat alanına göndermeden olay yerinden uzaklaştırdı.
Emniyet Müdürü gelinen son noktayı mahalle halkına açıkladığında uzun süre alkışlandı. Beykoz Emniyet Müdürü polis halk kaynaşmasına katkı yapmak düşüncesi ile hoşgörüsünü en sonuna kadar kullandığını buna rağmen yolun kapatılmasının yasaya aykırı olduğunu söyleyerek ve "26 Ekim 2009 pazartesi günü saat 11’de toplantıya muhtar ve birkaç mahalle sakini ile gelip bu işi ortak bir noktada neticeye kavuşturalım" talebi ile olay yerinden ayrıldı.

Milliyet.com.tr, 3/10/2009

"Beykoz'da kamyon dehşeti

Aşırı hızla ilerlediği öne sürülen çakıl yüklü belediye kamyonu kontrolden çıkınca dehşet saçtı.

Beykoz Atatürk Caddesi Göksu'daki kaza saat 10.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre asfaltlama çalışmasına giden Adnan Kurtuluş yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi 'ne ait çakıl yüklü kamyon yokuş aşağıya inerken kontrolden çıktı. Aşırı hızla gittiği öne sürülen kamyo tonlarca ağırlıktaki yüküyle birlikte önce trafik ışıklarını devirdi daha sonra bir alışveriş merkezinin beton duvarlarını parçalayarak bahçeye uçtu. Yan devrilen kamyon bahçedeki araçları hurdaya çevirdi. Kamyonun kasasındaki çakıl da park halindeki araçların üzerine döküldü. Kazanın sabah erken saatlerde olması büyük bir faciayı önlerken, feci kazada sadece kamyon şoförü hafif şekilde yaralandı. Yaralanan sürücü Paşabahçe Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Kazanın ardından olay yerine gelen alışveriş merkezi çalışanlarından birisi, “Kaza eğer öğle saatlerinde olsaydı, bir çok kişi yaralanabilirdi. Biz öğle tatilinde burada toplanıp çay içiyoruz, burası kalabalık oluyor" diye konuştu. Bir görgü tanığı da kamyon sürücüsünün aşırı hızlı olduğunu ve kazanın bu yüzden kaynaklandığını söyledi. Polisin olayla ilgili incelemesi sürüyor."

Ramazan ALMAÇAYIR - İSTANBUL DHA

Habere ilaveten şunu belirtmek gerek. Kavacık tarafından gelen hafriyat toprağı ve inşaat atığı yüklü kamyonlar da Atatürk Caddesi'ni kullanıyorlar. Hem bu caddedeki, hem de Bent Yolundaki insanlar her an benzer bir kaza tehlikesiyle karşı karşıya.

Sabah Gazetesi, 13/9/2009


* En trajik örneklerinden birini Beykoz Gölbahçe’de halen yaşamaya devam ettiğimiz ve yıllardır bütün İstanbul’da kontrolsüzce sürdürülen hafriyat dökümleri ulusal basının da gündemine yerleşiyor. Eski İstanbul Orman Bölge Müdürü Faruk Çebi’nin döküm alanlarıyla ilgili yazdığı ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’na sunduğu 20 sayfalık raporu haberleştiren Sabah Gazetesi’nden Erhan Öztürk, yasadışı hafriyatın rantının yıllık 100 milyon doları bulduğunu yazdı.

* [Paragraf Bilgi Beykoz'dan alıntıdır]






Eski İstanbul Orman Bölge Müdürü Çebi: 2-B arazilerine kaçak yapılan dolumlarda büyük rant yaratıldı. Bu rakam 100 milyon doları buluyor.


Yüzyılın en büyük sel felaketini yaşayan İstanbul'da tartışmaların merkezine dereler yerleşti. Tüm Trakya'yı esir alan ve Saray, Silivri, Çatalca, Büyükçekmece bölgesinde sel baskınlarına neden olan aşırı yağışlardan sonra bölgeyi havadan gezen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın basın toplantısında açıkladığı, Bahçeşehir'deki kaçak toprak dökümleri gözden kaçtı. 32 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan sel baskınlarının en önemli nedenlerinden birisi, dere kenarlarının imara açılması. Bir diğer neden ise bilinçsiz ve kaçak olarak dökülen topraklar.


NEDENİ RANT KAVGASI


İstanbul'da Yenidoğan, Akfırat, Orhanlı, Kıraç, Bahçeşehir, Mimarsinan, Alibeyköy, Sultan Çiftliği Yolu Cebeci Mevki, Kemerburgaz, Haraççı, Çavuşbaşı, Taşoluk gibi bölgelerde yıllardır onbinlerce ton toprak kaçak olarak dökülüyor. 2-B diye tabir edilen orman alan dışı arazilerde büyük rantlar yaratıldığı ise aşikâr. Eski İstanbul Orman Bölge Müdürü Faruk Çebi'nin döküm alanlarıyla ilgili yazdığı 20 sayfalık rapor, son bir haftadır İstanbul'da yaşanan felaketin habercisi adeta. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu göreve geldikten bir hafta sonra Çebi, Bakan'a bir rapor sundu. Devlet ormanlarında yasal olmayan, ranta dayalı bir metreküp döküme rastlanmasının mümkün olmadığını raporunda belirten Çebi, "Son yıllarda İstanbul'da ormanlarda madencilik çalışmaları ile bozulmuş yaklaşık 50 bin dönüm alanda rehabilitasyon çalışmaları tamamen durdurulmuştur. Bütün engellerin ortadan kaldırılarak bu sahaların hızlı bir şekilde rehabilite edilmesi gereği, yaşanılabilir bir İstanbul adına kaçınılmazdır" tespitinde bulundu. Raporunda, İstanbul'da yılda yaklaşık 100 milyon dolarlık bir rantın olduğuna dikkat çeken Çebi, olası sel felaketinde büyük sıkıntılar yaşanabileceğini kaydetti. Çebi raporunda, "Oluşan suni fiyat artışları da kaçak dökümü ve rantı tetiklemiş, döküm olaylarından kamunun sağladığı fayda yok denecek kadar minimum düzeylere inmiş, çok ciddi ölçüde kamu zararları oluşmuş, devlet ormanı dışındaki kamu arazilerine yapılan yasal olmayan ve ranta dayalı organizeli dökümlerle İstanbul coğrafyası adeta bozulmuştur" dedi.

Erhan Öztürk

Topbaş da dikkat çekmişti


SEL baskınından sonra, selin vurduğu alanları helikopterle havadan dolaştıktan sonra AKOM'da bir basın toplantısı yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, "Büyük bir havzanın taşındığı derelerden bahsediyoruz. Bu 80 yılda bir de olsa 300 yılda bir de olsa yüzde bir ihtimalinde dikkate almak gerekiyor. Bahçeşehir'in hemen üst taraflarında mevcut vadiye kaçak olarak toprak dökümünü gördüm. Arkasının dolup patlama olursa meydana gelecek büyük bir felaket Bahçeşehir'in büyük bir bölümünü alıp götürür" demişti.

Cumhuriyet Gazetesi, 14/9/2009

Haberdeki iddiaya göre Başakşehir'deki sel felaketine kanunsuz olarak dere yatağına dökülmüş hafriyat malzemesi sebep oldu. Göksu Deresi havzasında yer alan Gölbahçe'de süren hafriyat dökümü nedeniyle de Beykoz Yenimahalle, Göztepe, Göksu ve Anadolu Hisarı mahallelerindeki insanlar benzer bir felaket yaşanması ihtimalinden endişe ediyorlar.

Birgün Gazetesi, 7/8/2009

HAFRİYAT DÖKÜLEMEZ TABELASINA İNAT
İstanbul Beykoz’da, doğa güzelliğiyle bilinen Gölbahçe mevkiinde, özel bir inşaat firmasının tahribatı sürüyor. Her gün yüzlerce kamyon, ormanlık alanın göbeğine, ‘hafriyat dökülmez’ tabelasının yanına moloz yığıyor
SEMİN SEZERER

Beykoz İlçesi Göztepe Mahallesi sınırları içindeki Gölbahçe mevkiinde kanundışı olarak hafriyat toprağı dökümü yapılmaya devam ediyor. Bölgede yaşayanlar, Güney İnşaat adlı firmanın kamyonlarının 2001 senesinden beri hafriyat döktüğünü, 2005 yılından itibaren bu çalışmaların daha da yoğunlaşarak günde yüzlerce kamyonun belirtilen yere hafriyat toprağı taşıdığını söylüyor.
2001 yılında, Beykoz Sağlık Grup Başkan Yardımcısı Dr. Afet Hemengüç'ün imzaladığı bir raporda "Mevcut durumuyla arazinin haşere ve bilhassa sivrisinekler için çok uygun üreme ve barınma ortamı teşkil ettiği, bu nedenle arazinin ıslahının gerekli olduğu..." ifadeleriyle hafriyata açılan arazi, kanunsuz olarak yağmalanmaya devam ediyor.

ŞİRKET DURDURUL(A)MIYOR
Mimar ve Mühendisler Odası İstanbul Şube Başkanı Eyüp Muhçu’nun "Arazinin şekli, genel kodları değiştiriliyor. Bunun için İmar Yasası'nda ve yönetmeliklerde belirtildiği gibi, bir plan ve bir plana bağlı projeyle ruhsat alındıktan sonra izin verilebilir.
Arazi Boğaziçi Yasası'na tabi. Yapılan açıkça bir çevre suçu. TCK' nın 181, 182 ve 183. maddelerine göre, çevre suçu işleyenler ve bu suça göz yumanlar hakkında bir yıldan beş yıla kadar ceza öngörülür." bilgisini verdiği arazi Güney inşaatın hafriyat alanı olmaktan kurtulamıyor çünkü toprak dökümüne kanunen izin verilen yerler genel olarak hafriyat yapılan yerlere uzak mesafede kalıyor ve hafriyat toprağı taşımanın bedeli artıyor. Gölbahçe mevkiine döküm yapan Güney İnşaat ise, kanunlara uygun döküm yapan diğer firmalara göre daha avantajlı duruma geçtiğinden ihalelerde ucuz teklifler verebilmesiyle tanınıyor.
Bölgedeki 3 muhtarın, Beykozluların ve kentbilimcilerin karşı çıktığı doğa katliamının gerekli kanuna ve durdurulması için yapılan onlarca eyleme rağmen bir türlü durdurulmaması, Eski İçişleri Bakanı
Abdulkadir Aksu’nun oğlu Murat Aksunun şirketle bağlantısı olduğu iddalarını kuvvetlendiriyor.

“Mete Alpman’la Sizin Belediyeniz”, Tempo TV, 8/2009

Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek Ağustos 2009'da Tempo TV’de “Mete Alpman’la Sizin Belediyeniz” programına katıldı. Bazı Bent Yolu sakinleri canlı yayına bağlanarak kendisine Gölbahçe dökümü ile ilgili sorular sordu. Programdan bir bölümü buraya tıklayarak seyredebilirsiniz.


Osman Kılıç adlı vatandaşın söyledikleri özetle şöyle:

“Proje diye bahsedilen şey 10 yıldır devam ediyor. İlk başta insanları Gölbahçe bataklığını kurutma projesi diye avuttular ve oraya dağ gibi hafriyat toprağı yığdılar. Şimdi ise orayı düzeltme, park yapma bahanesiyle bitkisel toprak dökme izni almışlar, ama hafriyat dökmeye devam ediyorlar. Bu nasıl bir projedir? Dünyanın neresinde görülmüş günde 700 kamyon hafriyat atığıyla proje yapıldığı?”

Yücel Çelikbilek ise özetle şunları diyor:

“Bu iş benim önceki başkanlığım dönemimde başlamadı, ben o zaman hafriyat dökülmesine izin vermemiştim. Belirtildiği gibi günde 700 kamyon geçmiyor, sayıda abartı var.

Ora halkının davranışlarını ters bulmuyorum, ben de orada yaşıyor olsam aynı hassasiyeti gösterirdim. Yalnız kendilerinden biraz sabır istiyorum. Hep şikayetçi olup müdahil olurlarsa bu iş daha da uzar ve sıkıntısını yine kendileri çekerler. Söz veriyorum, bu işin takipçisiyim ve yılbaşına kadar bitirttireceğim. Bitirildiğinde göl çevresinde etrafı ormanla kaplı mükemmel bir rekreasyon alanı ortaya çıkacak.”


Beklendiği üzere, bu söz tutulmadı. 1 Ocak 2010 tarihinde kamyonlar çalışmaya devam etti. Bunun üzerine mahalleli, aynı gün kendi kararlığıyla bu işe son verdi: http://goksubentyolu.blogspot.com/2010/01/1-ocak-eyleminden.html

"Bay Yeşil", NTV, 17/7/2009

Kuşların yuvasına moloz döküyorlar

Bay Yeşil bu kez İstanbul Beykoz'daki Gölbahçe Göleti'nde... Bir zamanlar göçmen kuşlar için önemli bir yaşam merkezi olan gölet artık bir kirlilik merkezi.
Kamyonların moloz dökerek kirlettiği Gölbahçe Göleti'nde yaşananları yöre halkı anlatıyor Bay Yeşil dinliyor.
Göksu mahallesi sakinleri hafriyat yüklü kamyonların neden olduğu kirlilikten şikayetçi...
Bir zamanlar kuşların yuva yaptığı, yavruladığı Gölbahçe Göleti son on yıldır kamyonların döktüğü hafriyat yüzünden yaşam mücadelesi veriyor.
Bay Yeşil kamyonlardan şikayetçi olan Göksu mahallesi sakinlerinin şikayetlerini dinledikten sonra hafriyat döken şirketin yetkilileri ile konuşuyor.


Celal Pir'in sunduğu programın videosu için buraya tıklayınız.
(Programın videosu reklam bittikten sonra doğrudan başlıyor)

Gazete Beykoz, 7/7/2009


HAFRİYAT VATANDAŞA YOL KAPATTIRDI

Göztepe Mahallesi’nde yıllardır süren 25-30 tonluk hafriyat kamyonlarının Gölbahçe mevkiine toprak dökmesi, sonunda halkın yolu bir süre trafiğe kapatmasına yol açtı.

Bent Yolunu trafiğe kapatan vatandaşlar, hafriyat kamyonlarının toprak dökmesini bir süre engellediler. Olaya müdahale eden polis vatandaşları uyardı, ve “yaptığınız eylem kanunsuz, yolu trafiğe açmazsanız sizi gözaltına alırız” diyerek kalabalığı dağıttı.

Bugün saat 15.00’da Göztepe mahallesi Bent yoluna gittiğimizde iki polis otosunun durduğuna ve 15-20 kişilik bir grubun polislerle tartıştığına şahit olduk.

Üzerinde Güney Emlak yazılı dev kamyonların konvoy halinde gelmesiyle kalabalık bir anda yolu kesti. Bu arada olay yerinde bekleyen karavan bir minibüs polis otosunun yanında durdu ve kamyonların geçişini engelledi.

Polislerin vatandaşları “sizin yaptığınız suç, yolu trafiğe kapatamazsınız” demesi üzerine öfkeli kalabalık kenara çekildi ve boş kamyonlar geçti.

Konuştuğumuz vatandaşlardan ev kadını Gülten Bayarşunları söyledi:

"Dev kamyonlar yoldan geçerken evde su bardaklarının içinde dalgalar oluşuyor. Bu yıllardır böyle. Bundan bıktık artık. Bir gün üşenmedim saydım, yarım saatte 32 kamyon geçti.Çoluk çocuk evin içinde korkuyoruz.Benim bildiğim 5-6 senedir bu böyle.Savcılığa dökümü engellenmesi için dilekçe verdik.Cumartesi günü öğle üzeri kadınlı erkekli yolu trafiğe kısa süreli kapattık. Göztepe Mahallesi muhtarı Ahmet Duran devreye girdi. Kamyonculara bana izin belgesi verin halka göstereyim dedi. Polisler göstermelik bir kaç tane aracı bağladı. Belediye başkan yardımcısı Hanefi Dilmaç geçen cumartesi yaptığımız eylemde bizden çarşamba gününe kadar süre istedi. Bizde izin verdik ama kamyonlar gene toprak dökmeye devam ediyor.Dev kamyonlar yoldan geçerken deprem olmuş gibi sallanıyoruz. Evlerimizde çatlaklar meydana geldi."

Bir başka kadın ise fotoğraf çektirmedi ve ismini açıklamadı ama O da şikâyetini şöyle dile getirdi:

"Burada evler çatladı. Ben kanser hastasıyım. Bunların yüzünden hasta olduğum belki de. Bugün halk protesto gösterisinde bulunurken muhtarımız Ahmet Duran kenarda durdu seyretti. Polislerle sohbet etti. Kamyonların altında bir çocuk illa ezilecek, ölecek ondan sonra mı önlem alınacak?"

Bir başka vatandaş ise şu iddiada bulundu:

"Kamyon başına 150 lira para alındığı söyleniyor.Ama bu parayı kim, ne adına alıyor bilgimiz yok. Bıktık artık bu kamyonlardan.Buna dur diyecek bir yetkili yok mu?"

Gölbahçe Mevkine döküm yapan dev hafriyat kamyonlarının akşam saatlerinde güzergâh değiştirdiği dikkatlerden kaçmadı.Bent Yolu yerine, Migros ve Feridun Karakaya Devlet Tiyatrosu binasının bulunduğu Atatürk Caddesi istikametinde hafriyat kamyonlarının geçtiği görüldü.

Kent Yaşam Gazetesi, 22/6/2009

Beykoz halkının döküm isyanı
Rüzgarlıbahçe’ye yapılan Emniyet Müdürlüğü inşaatının hafriyatı gerekçe gösterilerek hızlanan döküm faaliyetleri protesto edildi.

Beykoz Göksu Mahallesi’nde bulunan Gölbahçe mevkinin ‘sivrisineklerden kurtarılacak’ denilerek hafriyat döküm alanı haline getirildiğini daha önce de gazetemiz aracılığıyla bildirmiş ve doğal güzelliği ile bilinen Gölbahçe göletinin tamamen dolmak üzere olduğunu yazmıştık (http://www.extrahaber.com/haber.php?haber_id=1807).

Belediye’nin ‘hafriyat dökmek yasaktır’ tabelası astığı alanda Rüzgarlıbahçe’ye yapılan yeni Emniyet Müdürlüğü’nün inşaatı gerekçe gösterilerek döküm faaliyetlerinin hız kazanması üzerine tepki gösteren mahalle halkı geçtiğimiz günlerde bir eylem yaparak dökümleri protesto etti.

Gerekçe Emniyet inşaatı
Konuyla ilgili olarak Beykoz Belediyesi’nden kaymakamlığa, Valilikten İçişleri Bakanlığı’na kadar onlarca yere dilekçe veren Göztepe Mahalle Muhtarı Ahmet Duran, döküm çalışmasının şimdi de Emniyet Müdürlüğü’nün inşaatı gerekçe gösterilerek yoğunlaştığını belirterek, izinsiz olarak yapılan dökümün bir an önce durdurulmasını istedi.

Kamyon terörü dursun
Mahalle sakinlerinden Osman Kılıç ise özellikle kamyonların büyük tehlike yarattığını söylüyor. Kamyonların geçtiği güzergahta iki ilköğretim okulunun bulunduğunu ifade eden Kılıç, “Okulların kapanmasıyla en azından rahata kavuştuk. Çocuklarımızın can güvenliğinden endişe ediyoruz” dedi. Sabah erken saatlerden gece karanlığına kadar süren kamyon seferlerinin dayanılmaz hale geldiğini ifade eden mahalleli Nezahat Anlı ise toz toprak içinde kalan evlerinde oluşan hasarı tamir ettirmeye artık gücünün yetmediğini belitti.

Savcılığa suç duyurusu
Mahallelinin şikayet ettiği bir başka konu ise kamyonların geçişi sırasında yaşadıkları sarsıntı. Dolgu arazi üzerine kurulu olan mahallenin zemininin çürük olduğunu ifade eden Namık Anlı, “Her kamyon geçişinde evde 2-3 şiddetinde depreme eşdeğer bir sarsıntı oluyor. Evin içinde durmanın imkanı yok. Üç yaşındaki torunum her kamyon geçişinde irkilerek uyanıyor. Gelinim, torunumu da alarak annesine gitti” ifadelerinden sonra oğlunun savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu kaydetti. Kamyonların hızlı geçmesi, tonaj kontrolüne tabi tutulmaması konusunda Emniyet yetkililerini de suçlayan mahalle halkı, Emniyet Müdürlüğü inşaatının bahane edilerek yapılan bu hukuksuzluğa biran önce son verilmesini istediler.
BETÜL KILIÇ

Bilgi Beykoz, 31/5/2009

Gölbahçe’de Belediye uyudu, halk isyan etti

Hiçbir yasal dayanağı olmamasına rağmen beş yıldır hafriyat dökümü yapılan Gölbahçe’de sonunda halk isyan etti. Yolu kesen ve hafriyat kamyonlarını durduran halk, olay yerine gelen Beykoz Belediyesi yetkilileri ile Beykoz Emniyeti Trafik Amirliği’nden yetkilileri de protesto etti.

Herkesin gözü önünde ama yetkililer 3 maymunu oynuyor

Beykoz’un Göksu Mahallesinde Gölbahçe mevkiinde bulunan sazlık alana hafriyat dökümü 5 yıl önce başladı. Beykoz’un önceki dönem Belediye Başkanı Muharrem Ergül’ün yasal olmayan onayı ile başlayan çalışmanın haberi Bilgi Beykoz’da 5 yıl önce yer almıştı.

O tarihten bu yana ne semt sakinlerinin uyarıları dikkate alındı, nede yasalar. Kent Yaşam’da "Beykoz’da ‘izinli’ doğa katliamı" başlığıyla 19 Ocak 2009 tarihinde yayınlanan haber, bu duyarsızlığın bir dökümünü çıkarmış durumda.

Beykoz Belediyesi resmi yazısında dışardan toprak dökümü yasak diyor ama…

Gölbahçe’deki sazlık alana hafriyat dökümü ile ilgili olarak yaptığımız başvuruya, Beykoz Belediyesi Başkan Yardımcısı Metin Torun imzasıyla 19 Ocak 2009 tarihinde gönderilen yanıtta “Söz konusu alanda İmar Kanunu 40. madde kapsamında mezbelelik halden çıkarılarak umumun sağlık ve selametini ihlal eden, şehircilik, estetik bakımından mahzurlu görülen enkaz veya birikintilerin, lağım, çukur, kuyu; mağara ve benzerlerinin mahzurlarının giderilmesi ve bunların zuhuruna meydan vermemesi için gölet ve kanal oluşturulup toprak dolgu ve tesviyesinin düzenlenerek yapılması ile dinlenme ve rekreasyon aktivitelerinin gerçekleştirilebileceği duruma getirilebilmesi için alana; dinlenme alanları, çocuk oyun alanları, spor alanları, hizmet alanları, hobi bahçeleri, gölet ve çevresi rekreasyon alanları, yürüyüş ve koşu parkurları ile yoğun bitkisel düzenlemelerin yer aldığı tüm halkın faydalanabileceği fonksiyonlardan oluşan peyzaj projesi hazırlanmıştır. Çevre Koruma ve Daire Başkanlığı ilgili bütün çevresel ve güvenlik tedbirlerinin alınması, bütün ilgili mevzuatlara uyulması, İSKİ Genel Müdürlüğü uygun görüşünün ve ilgili birimlerden gerekli izinlerin alınması, yüzeysel sularının akışının engellenmemesi, toprak kaymasına sebep olunmaması . ve onaylı zemin kodarını da içeren onaylı proje doğrultusunda işlem yapılması doğrultusunda gerekli izni vermiştir” denildikten sonra, “Ayrıca ilgi (a) karar ile İstanbul VI Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu "Beykoz İlçesi, Anadoluhisarı Mahallesi, 16 pafta, 37 ada, 76 (eski 21) parsel sayılı yer için önerilen 1/1000 ölçekli peyzaj projesinin uygun olduğuna, öncelikli olarak alandaki toprağın tesviye edilmesine daha sonra önerilen peyzaj projesinin uygulanmasında ihtiyaç duyulacak olan toprağın sadece 'Bitkisel Toprak' haricinde alana hiçbir şekilde hafriyat vb işlemler yapılmayacağına, tesviye ve rehabilitasyon işlemleri esnasında mevcut gölete ilişkin gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmasına, projede önerilen fonksiyonların uygulanmasında alanın jeolojik yapısı dikkate alınarak her türlü tedbirlerin alınmasına, mimari projelerinin ve kent mobilya önerilerinin (aydınlatma ve oturma grubu vb) kurula iletilmesine" kararı vermiştir” denilerek söz konusu alana hafriyat atığı dökülemeyeceği resmi olarak açıklanmış oluyor. Aynı yazı “İlgi (b) yazınızda da belirttiğiniz gibi 2004 Mayıs ayında yapılan dökümler kontrolümüz dışında kaçak olarak yapılmıştır” da denilerek aslında bugüne dek yapılmış ve yapılmakta olan tüm dökümlerin de kaçak olduğu kabul edilmiş oluyor.

Beykoz Belediyesi’nin 19 Ocak tarihli yazısıyla aynı tarihlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Müdürlüğü imzalı resmi yazıda ise söz konusu alana yönelik hafriyat dökümünün yasal olmadığı vurgulandıktan sonra, yapılmış ve yapılmakta olan işlemler için hukuki süreç başlatıldığı bilgisi yer alıyordu.

Son iddia: Yeni emniyet binasının hafriyatı da Gölbahçe’ye dökülüyor

Gölbahçe’deki gelişmeler bu kadarla da kalmıyor. Son iddia Kavacık’ta devam eden yeni emniyet binası inşasından çıkan hafriyatında Gölbahçe’ye döküldüğü şeklinde. Yaptığımız araştırmalar da bu iddiayı doğrular nitelikte. Nitekim Gölbahçe’de önceki gün kamyonları durduran ve yetkilileri protesto eden yurttaşlar da olay yerine gelen emniyet mensuplarının kendilerine bunu söylediklerini ve sessiz olmalarını istediklerini belirtiyorlar.


Beykoz Postası, 26/1/2009

Gölbahçe mevkiinde bitmeyen hayali proje
Göksu Mahallesi sakinlerini yıllardır bitmeyen hafriyat çalışmaları çileden çıkardı. Bentyolu Gölbahçe mevkiinde suni gölet ve yürüyüş parkı yapılması için projelendirilen alanda 8 yıldır devam çalışmanın bazı kesimlerin rant kapısı haline geldiği iddia ediliyor.
Büyükşehir Belediyesi’nden alınan izinle suni gölet ve yürüyüş parkı yapılması için projelendirilen alandaki çalışmalar bir türlü bitmiyor. Alanın doldurulması için kullanılan malzemenin inşaat yıkım malzemesi olması burasının bazı çevrelerce rant kapısı haline geldiğinin açık göstergesi olarak yorumlanıyor. Yol boyunca sıralanan ‘hafriyat malzemesi dökmek yasaktır’ tabelalarının hemen yanında görülen molozlar mahalle sakinlerini doğruluyor.
Bir gün içinde onlarca kamyon tarafından taşınan hafriyat malzemesinin bir türlü dolduramadığı alanda yapılması planlanan park, projenin sadece kağıt üzerinde kaldığının bir göstergesi. Mahalle sakinleri sözde park yapılması için ayrılan alanın Karadenizli bir şirket tarafından rant kapısı haline getirildiğini söylüyor. Bentyolu üzerinde ikamet eden bir vatandaş "Buradan günde belki 300 tane kamyon geçiyor. Yolu komple çamur kaplıyor. Çocuklarımız okula gidip gelmekte zorlanıyor. Dev gibi araçların arasında geçiyor hayatımız. Burada bir çalışma falan yapıldığı yok. Hafriyat dökmekten başka bir şey yapılmıyor” diyor.
Haftanın her günü hafriyat kamyonları tarafından istila edilen alanda yalnızca Salı günleri kamyon sayısında azalma görülüyor. Mahalleli Salı günleri sebze pazarı kurulduğu için kamyonların rahat çalışamadıklarını, bu yüzden çalışmaya ara verdiklerini söylüyor. Bitmeyen hayali projenin, hayatlarını çekilmez yaptığını belirten vatandaşlar, “Burası bazı çevrelerin rant kapısı haline gelmiş. Buranın rantı kimlerin cebini dolduruyor, merak ediyoruz. Yetkililer bu duruma neden sessiz kalıyor? Denetimler neden yapılmıyor?” diye isyan ediyor.

Kent Yaşam Gazetesi, 19/1/2009


Beykoz’da ‘izinli’ doğa katliamı















Beykoz Göksu Mahallesi’nde bulunan Gölbahçe mevki ‘sivrisineklerden kurtarılacak’ denilerek hafriyat döküm alanı haline getirildi. Doğal güzelliği ile bilinen Gölbahçe göleti tamamen dolmak üzere. Muhtar ve vatandaşlar ise yetkililere tepkili.

Beykoz Göksu Mahallesi, Bentyolu Gölbahçe mevkisindeki sazlık alana 2004 yılında başlanan ancak halkın tepkisi üzerine durdurulan hafriyat dökümü Ekim ayında tekrar başladı. Bir kısmı kamu arazisi bir kısmı da şahıs malı olan araziye günde 500’e yakın kamyon toprak döküyor. Bir zamanlar göçmen kuşların yavrulama yeri olan ve etrafı orman olan gölet tamamen dolmak üzere. Vatandaşlar bu duruma isyan ederken, yetkililere seslerini duyuramamanın sıkıntısını yaşıyorlar.

Yetkililer katliamı görsün artık

Konuyla ilgili olarak Beykoz Belediyesi’nden kaymakamlığa, Valilikten İçişleri Bakanlığı’na kadar onlarca yere dilekçe veren Göztepe Mahalle Muhtarı Ahmet Duran, Göksu Mahalle Muhtarı İrfan Çakır ve Anadolu Hisarı Mahalle Muhtarı Nazmiye Korkmazlar ile bölgede yaşayan halk, “Yetkililer buradaki doğa katliamını görsün artık” diyorlar.

Sivrisinekten kurtaracaklar

“Mevcut durumuyla arazinin haşere ve bilhassa sivrisinekler için çok uygun üreme ve barınma ortamı teşkil ettiği, bu nedenle arazinin ıslahının gerekli olduğu...” gerekçesiyle araziye toprak dökümüne resmi makamların izin verdiğini söyleyen Göztepe Mahalle Muhtarı Ahmet Duran, ikinci kez göreve geldiği 2004 yılından bugüne kadar bu sorunla ilgilendiğini söylüyor.

Döküm çalışmasının son üç aydır yoğunlaştığını söyleyen Muhtar Duran, “Gölbahçe kuşların yavru çıkardığı bir alan, doğal olarak bırakılması gerekiyor. Bunu defalarca söyledim. Ama yetkililer neden duymuyor bunu bilemiyorum. İlgililer 'orası sinek yuvası, o yüzden göleti doldurmaya çalışıyoruz' cevabı geldi. Ama göleti değil birileri ceplerini dolduruyor” diye konuşuyor.

Önce Küçüksu Çayırı’nı düzeltsinler

50 yıldır Anadolu Hisarı’nda oturduğunu söyleyen Duran, “Biz Göksu Deresi'ne bir taşın yuvarlanmasına razı gelmezken buraya hafriyat dökülmesini içimizi parçalıyor. Çevre Koruma Müdürlüğü oranın düzenlenmesi için ‘bahçe toprağı’ dökülmesine izin verdiğini ve park yapılacağını söylüyor. Ama bahçe toprağı değil moloz, pislik, hafriyat toprağı dökülüyor. Ben ve burada yaşayan herkes güzellik için varız. Eğer güzellik yaratmak amaçlanıyorsa önce bizim Küçüksu Çayırımız düzeltilsin. Buraya hiç el atılmazken ta dağın içindeki bir göleti, kuşların yavru çıkacağı bir yeri güzelleştireceğiz deniliyorsa ben buna inanmıyorum” ifadesini kullanıyor.

Kimi kime şikayet edeceğiz

“Ama durdurmak için elimizden bir şey gelmiyor. Kimi kime şikayet edeceğimizi şaşırdık” diyen Duran, mahalle ortasından geçen kamyonların da ayrı bir sorun yarattığını söylüyor. Duran, “En az 250 kimi gün 500 kamyonun gelip geçtiği caddelerde ne kadar sağlam yada temiz kalabilir? Gelip yıkıyorlar ama bir saat sonra aynı oluyor. Bunun yanı sıra 30 ton toprakla geçen kamyon benim görüşüme göre en az iki kuvvetinde deprem yarattığını düşünürsek bu yolun kenarında oturanlar günde 500 kez deprem yaşıyor. Evlerin ne hale geldiği ise ayrı konu. Ama biz söylüyoruz kendimiz dinliyoruz” şeklinde konuşuyor.

Kamyonlar tehlike saçıyor

Mahalle sakinlerinden Hasan Dilek özellikle kamyonların büyük bir tehlike yarattığını söylüyor. Çalışma saatlerin düzensiz olduğunu söyleyen Dilek, “Sabahın köründe başlayıp gece yarısına kadar kamyonlar geçiyor. Yollar çamur içinde. Ayrıca yüklerini boşalttıktan sonra yukarıdan aşağıya daracık yoldan iniyorlar. Orada manevra yapamasa, fren tutmasa facia olur; kamyon 30 evin üzerine uçar. Defalarca söylememize rağmen daha kestirme diye mezarlık yolunu tercih ediyorlar. Bu durumu Beykoz Belediyesi'ne de ilettik ama sonuç alınmadı” diyor.

Gölet doğal haliyle kalsın

Halil Güzel ise kamyonların okulun bulunduğu caddeden geçtiğini belirterek, “Okula giriş çıkış saatlerinde binlerce öğrenci kamyonların arasından geçmek zorunda kalıyor. Biz oraya toprak dökümünün durdurulmasını istiyoruz. Oradaki arazinin de doğal haliyle kalmasını istiyoruz. Orada kuşlar yaşıyordu, göçmen kuşların konakladığı bir yerdi. Şimdi hiçbir şey kalmadı” diye konuşuyor.

İnsanın yüreğini acıtıyor

Üç kuşaktır Anadolu Hisarlı olduklarını söyleyen Namık Anlı ise yetkililere ateş püskürüyor. “Gölbahçe sümbülü ve leylağı ile meşhur bir yerdi. Ama şimdi bir batak oldu” diyen Anlı, “Toprak dökümü durursa orası yine kendini kurtaracaktır. Önceden mahallenin kadınları orada yürüyüş yapıyordu. Hatta 'yürüyüş parkuru' diye tabela bile diktiler. Ama şimdi değil yürüyüş parkuru şimdi çamurdan geçilmiyor. Kamyonlar geçe geçe yolu da kaldırımları da mahvetti. İstanbul içinde bir cennetin bu hale gelmesi yüreğimi acıtıyor. Çünkü İstanbul'da böyle ağaçlı, güzel yerler kalmadı” diyor.

EMEK KARAKAŞ

Radikal Gazetesi, 12/10/2004

Ormanda ıslah yağması

Beykoz'daki sazlık arazi ıslah gerekçesiyle hafriyat alanına dönüştürüldü. Belediye yetkilileri yasadışı uygulamaya göz yumuyor, üç muhtar öfkeli

İSTANBUL - Beykoz'daki bir sazlık alan, yetkililer göz yumunca bazı kişilerin rant kapısı haline geldi. Göksu Mahallesi, Bentyolu Gölbahçe mevkisindeki sazlık araziye göz koyanlar ilk adımı 2001'de attı. Şakir Avcıoğlu, 04.05.2001 tarihinde Sağlık Bakanlığı Beykoz Sağlık Grup Başkanlığı'na dilekçe vererek, söz konusu arazide ıslah çalışması yapmak istediğini belirtti. Dilekçeye beş gün sonra Beykoz Sağlık Grup Başkan Yardımcısı Dr. Afet Hemengüç'ün imzasıyla olumlu yanıt verildi. Yanıtta şöyle denildi: "Mevcut durumuyla arazinin haşere ve bilhassa sivrisinekler için çok uygun üreme ve barınma ortamı teşkil ettiği, bu nedenle arazinin ıslahının gerekli olduğu..."

Ergül: Sakınca yok
Üç yıl sonra bu kez Sinan Kurtuluş adlı bir kişi, Ağustos 2004'te söz konusu raporla Beykoz Belediyesi'ne başvurarak, sazlık alanı ıslah etmek için izin istedi. Belediye Başkanı Muharrem Ergül imzalı yanıtta izin şöyle verildi: "Bataklık ve sazlık arazinin insan ve çevre sağlığı açısından olumsuzluğunu gidermenizde bir sakınca yoktur."

Etrafı ormanla çevrili ve girişindeki dört ayrı levhada hafriyat dökülmesinin yasak olduğu belirtilen arazi, plan ve proje olmadan, ıslah amacına aykırı bir şekilde hafriyat alanına çevrildi. Boğaziçi Yasası'na tabi olduğu için ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin onaylayacağı plan ve projelerle ıslah edilmesi mümkün olan söz konusu arazi, bir buçuk aydır yasadışı bir şekilde hafriyat alanına döndü.

Adres sahte çıktı
Sinan Kurtuluş'un dilekçede gösterdiği adres de sahte çıktı. Kurtuluş'un yazdığı, 'Hacı Halil Mahallesi Bağdat Caddesi No: 148 Gebze adresi, bir köfte salonuna ait.

Göztepe, Göksu ve Anadoluhisarı mahallelerinin muhtarları yasadışı işleme karşı ayaklandı. Muhtarlar, ilçe belediyesi, büyükşehir belediyesi, kaymakamlık, valilik ve İçişleri Bakanlığı'na dilekçe verdi, ancak hiçbirinden yanıt alamadı. Göztepe Mahallesi Muhtarı Ahmet Duran, "Son ormanlık alan elden gidiyor. Yetkililerden kimse bu yasadışı işleme karşı çıkmıyor. Yolu kapatarak eylem yapacağız" dedi.

Mimar ve Mühendisler Odası İstanbul Şube Başkanı Eyüp Muhçu da şu bilgileri verdi: "Arazinin şekli, genel kodları değiştiriliyor. Bunun için İmar Yasası'nda ve yönetmeliklerde belirtildiği gibi, bir plan ve bir plana bağlı projeyle ruhsat alındıktan sonra izin verilebilir. Arazi Boğaziçi Yasası'na tabi. Yapılan açıkça bir çevre suçu. TCK' nın 181, 182 ve 183. maddelerine göre, çevre suçu işleyenler ve bu suça göz yumanlar hakkında bir yıldan beş yıla kadar ceza öngörülür."

Konuyla ilgili birçok kez aradığımız Beykoz Belediye Başkanı Muharrem Ergül, görüşme taleplerimizi kabul etmezken, bazı yetkililer, kendilerinin gözlemci olduklarını, sazlık araziye yönelik iznin Büyükşehir Belediyesi tarafından verildiğini ileri sürdü. Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü Anadolu Yakası Şube Müdürlüğü yetkilileri ise, böyle bir izin vermediklerini iddia etti.

İSMAİL SAYMAZ

Bilgi Beykoz, 2004


Göksu Gölbahçe mevkiinde bulunan sazlık alan, hafriyat alanına çevrildi. Sonuç: Bir doğal alan daha yok edildi

Bilen bilir, Göksu Mahallesinin arkasında, Gölbahçe mevkii denen yerde bir sazlık alan vardır. Daha doğrusu vardı, artık yok. Çünkü burası son üç aydır bir hafriyat döküm alanına dönüştü. Binden fazla kamyon dolusu hafriyat, buraya dökülmüş bulunuyor. Dökülmeye de devam ediyor. Üstelik söz konusu alan önceki Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna'nın, "100 Büyük Proje" arasında gösterdiği alanın ta kendisi. İş bu haliyle yasal bir çerçeveye oturmuş gibi görünüyor. Ancak 18 Mart 2004 tarih ve 25406 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren "Çevre ve Orman Bakanlığından; Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği" incelendiğinde bunun hiç de bu kadar basit olmadığı anlaşılıyor.

Söz konusu yönetmeliğin Altıncı Bölümü "Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıkları Depolama Sahalarının Yer Seçimi, İnşası ve İşletilmesine İlişkin Esaslar"a ayrılmış. Buna göre; Madde 34'te "Hafriyat Toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları, Yönetmelikte belirtilen idari ve teknik esaslar doğrultusunda, yalnızca projesinde belirtilen ve bu amaçla hazırlanmış/seçilmiş ve gerekli izinleri alınmış döküm sahalarında depolanabilirler" denilmiş. Madde 35'te "Depolama tesisleri imar planları üzerinde işaretlenir" deniliyor. Madde 36'da "Bu amaçla yapılacak başvurularda istenecek belgeler" başlığıyla tam 13 adet belge türü bildirilmiş. Madde 37'de ilgili başvuruları değerlendirmek üzere bir "Hafriyat Toprağı, İnşaat / Yıkıntı Atıkları İnceleme Kurulu oluşturulur" deniliyor. Madde 38'de hafriyat toprağı ile inşaat/yıkıntı atıkları depolama tesislerine izin vermeye; büyükşehir belediyeleri yetkili kılınmış.

Yönetmelik sadece izin ve işletme prosedürünü tarif etmemiş. Bunun yanında, hafriyat dökümü bittikten sonra da yapılacak işler ve işlemler tarif edilmiş. Yani hafriyat dökümü yapılan yerin rehabilitasyonunu şart koşmuş. Bu ise tüm çalışmadan ayrı olarak bir rehabilitasyon projesine sahip olmak ve uygulamak demek. Yanıtlanması gereken sorular bu noktadan itibaren başlıyor: Mevcut yönetmeliğin tarifine göre söz konusu alana herhangi bir şekilde hafriyat dökümü yapmak mümkün değil. Çünkü söz konusu alan hem başka bir proje kapsamına alınmış, hem imar planlarında hafriyat döküm alanı olarak gösterilmemiş, hem de ilgili alana hafriyat dökümü yapılabileceğine dair ortada ne İnceleme Kurulu'nun onay raporu ne de izni vermeye yetkili tek makam olan Büyükşehir Belediyesi'nden alınmış bir izin belgesi yok. Dahası İnceleme Kurulu'na yapılmış bir başvurunun izi yok. Buna rağmen son üç-dört aydır başta Beykoz Belediyesi olmak üzere neredeyse ilgililerin tamamının gözü önünde gerçekleşen bir uygulama var.

Mimarlar Odası yetkilileri, yapılan işlemin yasalara aykırı olduğunu ve suç teşkil ettiğini açıklıyor. Diğer yandan Beykoz Belediye Başkanı imzasını taşıyan, ama yönetmelik gereği olması gereken bilgi ve belgelere haiz olmayan ve ne anlama geldiği de tam olarak anlaşılamayan bir "izin" belgesi var. İzin belgesinde adı bulunan Sinan Kurtuluş'un "H.Halil Mahallesi Bağdat Caddesi No:148 Gebze" olarak gösterdiği adres bile doğru değil. Ortadaki "izin" belgesinin varlığı ve aylardır yürütülen çalışmalara göz yumuluyor olması, birçok çevre tarafından "kişilere haksız yoldan çıkar sağlamaya yol açan" bir uygulama olarak görülüyor.

Hafriyat dökülen alanda görüştüğümüz ve kendisini Sinan Kurtuluş'un ortağı olarak tanıtan Osman Çakıroğlu, yaptıkları işlemin yasal olduğunu, hafriyat dökümü değil ıslah çalışması yaptıklarını söyledi. Ancak bu işlem ile ilgili olarak da herhangi bir belge gösteremedi. Yapılanın hafriyat dökümü değil de gerçekten bir ıslah çalışması olduğunu düşünsek bile bu durumda da ne tür bir ıslahın yapılacağı, hangi malzemelerin kullanılacağı, kaç dönümlük alanda ve hangi proje doğrultusunda hangi kodlarla yapılacağına dair kriterlerin hiçbirisine yanıt alamadık. Ayrıca yapılan bir ıslah çalışması ise, Beykoz Belediyesi'nin bir ıslah bedeli ödeyip ödemediği de soru işareti.

Tabii olayın bir yanında da Büyükşehir Belediyesi var. 2001 tarihli yazışmalardan anlaşıldığına göre, söz konusu alana hafriyat dökümü yapıldığına dair ilk tespitleri Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı zabıta ekipleri yapmış. Göründüğü kadarıyla şu anda Büyükşehir de bu konuya duyarsız. Bu duyarsızlığın nedenleri nedir bilinmez. Ama İstanbul'da son yıllarda artan oranda bir inşaat faaliyeti gözleniyor. Bunların önemli bir kısmında da Büyükşehir Belediyesi'nin yan kuruluşu diyebileceğimiz KİPTAŞ'ın imzası var. Buna karşın İstanbul genelinde hafriyat döküm alanları çok az sayıyla sınırlı. Yani yapılan inşaat çalışmalarında çıkan hafriyatları dökebilecek ve depolayabilecek yeterli alan yok. Bu eksiklik ise, hafriyat dökümü ve depolamasını ciddi rakamların döndüğü bir alan haline getirmiş durumda. Sorunu burada aramak yanlış olmaz. Sonuçta birileri bu işten ciddi kâr ediyor...