1 Ocak Eyleminden


Beykoz Göztepe Mahallesi Bent Yolu sakinleri 2010 yılına eylemle girdiler.

Gölbahçe mevkiinde senelerdir süren kanunsuz hafriyat malzemesi dökümü ve bunu taşıyan kamyonların Bent Yolu sakinlerine verdiği rahatsızlık sebebiyle, mahalleli daha önce de defalarca çeşitli mercilere şikayetlerde bulunmuş ve kamyonların yolunu kesmişti. Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek’in 2009 ağustos ayında Tempo TV’deki Mete Alpman’ın programında canlı yayında söylediği ve Başkan Yardımcısı Hanifi Dilmaç’ın 26/10/2009 tarihinde birkaç mahalleliyle yaptığı görüşmede tekrarladığı “Bu iş 2010 yılbaşına kadar bitecek” sözüne rağmen 1 Ocak sabahı kamyonların çalıştığını gören mahalleli, öğleden sonra toplanıp Bent Yolu’nu kamyon trafiğine kapadı.

Eylem yerine motosikletli polis timleriyle gelen Beykoz asayiş büro amiri, tehditkâr ve kaba bir üslupla mahalleliye, yol kapatmanın kanunsuz olduğunu ve dağıtmak için gerekirse çevik kuvvet çağıracağını söyledi. Mahalleliler ise her zamanki gibi, yolu genel trafiğe değil, sadece hafriyat kamyonlarına kapadıklarını, hafriyat döküm işinin de yasal olmadığını savundular. Ayrıca amirin üslubuna da itiraz ettiler.

Tartışmanın bir bölümünü şu linklerden izleyebilirsiniz: 1) facebook , 2) dailymotion (dailymotion sitesindeki video 90 derece terstir)

Daha sonra mahalleye ilçe emniyet müdürü de geldi. Mahalleliler müdüre Belediye Başkanlığı tarafından verilen sözü hatırlattılar, ve başkanı telefonla aramasını istediler. Emniyet müdürünün ve asayiş büro amirinin başkanı, yardımcısını ve özel kalem müdürü gibi çeşitli belediye görevlilerini aramalarına rağmen hiçbirinden bir karşılık gelmedi.

Emniyet müdürü, mahalleliye hitaben şunları söyledi:
“26 Ekimdeki görüşmede belediyenin verdiği söze ben de şahidim. Ve şu ana dek bana, Gölbahçe’deki dökümün yasal olduğunu gösteren bir belge ulaştırılmadı. O yüzden, sizi haklı buluyorum ve kamyon geçişine izin vermiyorum. Şimdi dağılınız ve bu meseleyi hafta içinde Belediye Başkanıyla görüşerek halletmeye çalışınız. Eğer bana böyle bir belge iletilirse, yapabileceğim bir şey kalmaz. Ayrıca siz trafiği kestikçe biz doğal olarak müdahale ederiz.”
Mahalleliler ise, polisle karşı karşıya gelmeyi tabii ki hiç istemediklerini, ama haklı olarak mecbur kaldıkları için böyle eylemlere başvurduklarını söylediler, ve emniyet müdürüne teşekkür ederek dağıldılar. Kamyon geçişleri de bu şekilde sona ermiş oldu.

Beykoz’da Kanundışı Hafriyat Toprağı Dökümü


Güney Emlak adlı firma Beykoz İlçesi Göztepe Mahallesi sınırları içindeki Gölbahçe mevkiinde kanundışı olarak hafriyat toprağı dökümü yapmaktadır. Bu durum takriben 2001 senesinden beri sürmektedir. Bilhassa 2005 - 2006 yıllarında ve bu sene içinde çok yoğunlaşmıştır. Günde yüzlerce kamyon belirtilen yere hafriyat toprağı taşımaktadır.

Bu hafriyat toprağı dökümü kanundışıdır, çünkü:

1) Meskûn mahalde hafriyat toprağı dökümü yapmak yasaktır.

2) Meskûn mahal haricinde ise, sadece önceden çeşitli sebeplerle tabii yapısı bozulmuş (eski taş ve maden ocakları gibi) yerlere, daha sonradan oraya imar yapmamak, orayı yeşilendirmek şartıyla, hafriyat toprağı dökümüne izin verilir.

Toprak dökümüne kanunen izin verilen yerler genel olarak hafriyat yapılan yerlere uzak mesafede kalıyor ve hafriyat toprağı taşımanın bedeli artıyor. Gölbahçe mevkiine döküm yapan Güney Emlak ise, kanunlara uygun döküm yapan diğer firmalara göre daha avantajlı duruma geçtiğinden ihalelerde ucuz teklif verebiliyor. Kazandığı ihalelerden aldığı paranın nisbeten az bir kısmı toprak nakliyesine harcanıyor, kalan paranın bir kısmı kanunsuzluğa göz yummaları için çeşitli şahıs ve kurumlara rüşvet olarak veriliyor, geriye kalanı ise firmanın kârı oluyor.

Güney Emlak paravan bir şirket. Şirket sahibi ve adresi tamamen göstermelik. Biraz araştırılması halinde işin arkasında bambaşka insanların mevcut olduğu âşikâr. Hatta eski İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu'nun oğlu Murat Aksu’nun bu işin içinde olduğu rivayet ediliyor. Ve çok ciddi boyutlarda rant mevzubahis.

Toprak taşıyan kamyoncular araziye ulaşan yollarda hızlı gidiyor ve halkın can güvenliğini tehlikeye atıyorlar. Kamyonlar yarattıkları gürültü ve sarsıntıdan ötürü yol kenarındaki evlerde yaşayan insanlara rahatsızlık veriyor. Savrulan toz ve toprak evlerde kirliliğe sebep oluyor.

Durumdan şikayetçi olan mahalleli, yapılan işin kanunsuzluğu açık olmasına rağmen, senelerdir hangi merciye başvurduysa da bir netice alamadı. Sözkonusu mercilerden biri olan belediye, firmaya 2004 yılında (AKP'li başkan Muharrem Ergül döneminde), hafriyat toprağı taşınmaması, sadece bitkisel toprak dökülmesi kaydıyla bahsi geçen arazideki bataklığın kurutulması iznini vermiş. 2009 senesinde de (yeni AKP'li Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek döneminde), arazi neredeyse tamamen toprakla dolduğunda, firma, “Bozulmuş arazinin düzenlenmesi, ve yeşillendirilmesi için bitkisel toprak dökülmesi” şeklinde bir izin daha elde etmiş. Her iki durumda da firma, hafriyat toprağı dökerek izin şartlarını ihlal ediyor. Ama verilen izinlerde bir kanunsuzluk olmadığından belediye ve firma yapılan işin yasal olduğunu iddia edebiliyor. Diğer mercilere yapılan tüm şikayetler de yine bu izinler bahanesiyle sonuçsuz kalıyor. Ses çıkaran şahıs ya da kurumlar çıkarsa da bir süre sonra rüşvetle “sessizleştiriliyorlar”.

AKP'li başkanın göz yumduğu bu kanunsuzluğa CHP’li ilçe belediye meclisi üyeleri de sessiz kalmayı tercih ediyorlar. CHP’li bir meclis üyesine ait olan ve Gölbahçe’ye yakın bir yerde bulunan cam fabrikasının, bir kusuru bulunup AKP tarafından karşı politika malzemesi haline getirilebilme ihtimali, onları meselenin takipçisi olmaktan alıkoyuyor olabilir.

Çaresiz kalan mahalle sakinleri şimdiye dek birkaç kez – bilhassa kamyon geçişlerinin çok yoğunlaştığı dönemlerde - kamyonların esas güzergâhı olan Bent Yolu (Caddesi) üzerinde kamyonlara yolu kapattı. Yapılan eylemlerde polis, kanunen haklı olan taraf olmalarına rağmen mahalle halkına karşı tavır alıyor. Hatta 4 Temmuz tarihli eylemde çevik kuvvet ekipleri, yol kesme eylemini bitirmek için şiddete dahi başvurdu.

Döküm yapılan yer, eskiden çevresine göre çukurda kalan, bataklık bir araziydi. Çeşitli göçebe kuş türlerinin yegâne üreme yeriydi. Arazi geçen zaman içinde neredeyse tamamen toprakla doldurulduğu için bu doğa katliamının telafisi artık mümkün değil. Ama hesabını sormak her zaman için mümkün.

Gölbahçe Dosyası, Bilgi Beykoz Gazetesi

5 yıllık bir çevre cinayeti; Gölbahçe
Beykoz Göksu Mahallesi ve Gölbahçe. Bir doğal alanın, ilgili bütün yetkililerin gözleri önünde ve bilgisi dahilinde yok edilmesinin öyküsü.
18.08.2009

Gölbahçe ile ilgili basındaki ilk haber 2005 yılı Ocak başında Radikal Gazetesi’nde yayınlanmıştı. Ardından Bilgi Beykoz, Ocak 2005 tarihli 9. sayısında failleri belli çevre cinayetinin o ana kadarki tüm detaylarını aktardığı bir araştırma haber yayınladı.

Aradan 5 yılı aşkın süre geçti. Bu süre zarfında durdurulması gereken yasadışı hafriyat dökümü artarak devam etti. Çoğu yüksek tonajlı hafriyat yüklü kamyonların her gün gerçekleştirdiği yüze yakın seferlerden ve evlerinin içlerine kadar dolan topraklardan artık gına gelmiş mahallelinin yüzlerce şikayeti hiçe sayıldı. Yetkililerden ilgi göremeyince son çare olarak sokağa çıkıp durumu protesto eden yurttaşlar polis dayağına maruz kaldı. Yasadışı hafriyatı araştıran gazeteciler tehdit edildi, olmayınca darp edildi.

Bilgi Beykoz bir kez daha Gölbahçe dosyasını açıyor. Hangi yetkililer hangi yetkilerini kötüye kullandı. Büyükşehir Belediyesinden Beykoz Belediyesine, Jandarmadan Emniyete, Valilikten Kaymakamlığa kadar hangi kurumlar işin neresinde? Kurumların başındaki isimler gerek seçimler gerekse yeni atamalarla değişmesine karşın süreç nasıl oluyor da hız kaybetmeden sürebiliyor? Herkesin bilgisi dahilindeki bu yağmadan kimler kazandı kimler kaybetti?

Gölbahçe dosyası bir yanıyla bugüne kadar basında yer alan, halkın bilgisi dahilindeki gelişmeleri yeni baştan gündeme taşırken, bir yandan da bugüne dek basında yer almamış yeni bilgileri de kamuoyunun dikkatine sunacak. Bu haliyle kapanmayan bir dosya olacak Gölbahçe. Taaki herkesin gözü önündeki katliam ve yağma sona erene ve sorumluları yargıda hesap verene kadar.

“100 Büyük Proje”den büyük “molozluğa”

2004 yerel seçimleri yaklaşırken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı koltuğunda oturan Ali Müfit Gürtuna, -biraz da yaklaşan yerel seçimlerde AKP’den yeniden aday gösterilmeyi de umarak- İstanbul için “100 Büyük Proje” açıkladı. Projelerden birisi de Gölbahçe’deki sazlık alana aitti ve burası Kentsel Park olarak düzenlenmesini içeriyordu. Buna göre bölge sazlık alan korunarak ıslah edilecek, kimi göçmen kuşların adresi olma özelliği taşıyan ve ender bölgelerde yaşayan kimi doğal yaşam formlarının da korunması sağlanacaktı. Bölgenin hem doğal özelliklerini kaybetmemesi hem de kentsel park olup insanların hizmetine sunulabilmesi için sahip olması gereken yüzölçümünden düşük olduğu şeklinde eleştiriler vardı gerçi ama olsun. Projenin resmi tarifi bu şekilde yapılıyordu gene de.

Doğal hayatla ilgili çevreler projenin göz boyama olduğunu, kentsel park düzenlemesi ilerledikçe bölgenin doğallığının gitgide kaybolacağını söylüyorlardı ama sonrasındaki gelişmeler, bu öngörünün bile ne kadar iyi niyetli olduğunu gösterecekti.

Araştırmalarımıza göre Gölbahçe’de kayıtlara geçen ilk hafriyat dökümü 2001 Haziran’ından önce yapılmış. Elbette kaçak olarak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıtası durumu tespit etmiş ve durum zapta geçirilerek 31 Mayıs 2001 tarih ve 1910 sayılı yazı ile de Beykoz Belediye Başkanlığı’ndan sorulmuş. 22 Haziran 2001 tarih ve dönemin Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler yönetiminde Teknik Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Dr. Erdal Köktürk imzasıyla verilen yanıtta da “… Başkanlığınız Zabıta Müdürlüğü yazısına istinaden yapılan tetkikte anılan yere Şakir Avcıoğlu tarafından 20 kamyon toprak döküldüğü tespit edilmiştir” denilerek zabıtanın tespiti doğrulanmış. Belediye Başkanı adına Dr. Erdal Köktürk imzalı yanıt yazısının devamında ise şöyle denmekte: “Söz konusu yer İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Projeler Daire Başkanlığı’na yaptırılan ve Belediyenizin 100 Büyük Projesi arasında gösterildiği, (Küçüksu – Göksu Kentsel Parkı Özel Proje Alanı)’nda kaldığı, plan notlarının 3., 5. Ve 1. Maddesinde ‘Silüet alanları dışında Moloz ve Toprak Döküm Alanı Açılamaz’ dediği görülmüştür. Anılan yerin hassasiyetle kontrol edilerek, toprak dökümünün engellenmesi ve ilgilisi hakkında yasal işlemler yapılması hususunu rica ederim.”

İşte Gölbahçe’ye ilişkin 2001’deki değerlendirmeler bu şekildeydi. Bu yaklaşım 2004 yılına kadar devam etti. 2004’te ise yerel seçimler yapıldı ve 1999’da DSP’den Beykoz Belediye Başkanı olup 2004’de bu kez CHP adayı olarak seçimlere giren Alaattin Köseler kaybetti. Seçime AKP adayı olarak giren Muharrem Ergül Beykoz’un yeni belediye başkanı oldu. Büyükşehirde de AKP tarafından yeniden aday gösterilmeyi uman Ali Müfit Gürtuna’nın –yorumlara göre AKP’nin kuruluşu sırasında ortalıkta görünmediği için Erdoğan tarafından tercih edilmediğinden- yerine AKP adayı olarak girdiği seçimleri kazanan Kadir Topbaş yeni İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Bu ikilinin göreve gelmesinin ardından Gölbahçe’ye ilişkin o ana kadarki bakış açısı da hızla değişti.

Ya Büyükşehir ve Beykoz belediyeleri Küçüksu – Göksu Kentsel Parkı projesini artık doğru görmüyorlardı… Ya da Anadolu Hisarı’nın dibinde milyon dolarlık bir arsa yaratma fikri ve bunun kazandıracağı rant, birilerini feci halde iştahlandırmıştı…

Gölbahçe’de yasadışı hafriyat dökümünü teşvik edenler
22.09.2009

... Bu iştahın nelere kadir olabildiğinin ilginç örneklerine de rastlar olduk Gölbahçe sayesinde. Bir yandan Beykoz Belediyesi “hafriyat yok ıslah var” diyor, ote yandan Beykoz Kaymakamı Ergün, “burası döküm için uygundur” diyor. Peki öylemi görelim:

Gölbahçe’deki sazlık alana hafriyat dökümü ile ilgili olarak yaptığımız başvuruya, Beykoz Belediyesi Başkan Yardımcısı Metin Torun imzasıyla 19 Ocak 2009 tarihinde gönderilen yanıtta “Söz konusu alanda İmar Kanunu 40. madde kapsamında mezbelelik halden çıkarılarak umumun sağlık ve selametini ihlal eden, şehireilik, estetik bakımından mahzurlu görülen enkaz veya birikintilerin, lağım, çukur, kuyu; mağara ve benzerlerinin mahzurlarının giderilmesi ve bunların zuhuruna meydan vermemesi için gölet ve kanal oluşturulup toprak dolgu ve tesviyesinin düzenlenerek yapılması ile dinlenme ve rekreasyon aktivitelerinin gerçekleştirilebileceği duruma getirilebilmesi için alana; dinlenme alanları, çocuk oyun alanları, spor alanları, hizmet alanları, hobi bahçeleri, gölet ve çevresi rekreasyon alanları, yürüyüş ve koşu parkurları ile yoğun bitkisel düzenlemelerin yer aldığı tüm halkın faydalanabileceği fonksiyonlardan oluşan peyzaj projesi hazırlanmıştır. Çevre Koruma ve Daire Başkanlığı ilgili bütün çevresel ve güvenlik tedbirlerinin alınması, bütün ilgili mevzuatlara uyulması, İSKİ Genel Müdürlüğü uygun görüşünün ve ilgili birimlerden gerekli izinlerin alınması, yüzeysel sularının akışının engellenmemesi, toprak kaymasına sebep olunmaması . ve onaylı zemin kodarını da içeren onaylı proje doğrultusunda işlem yapılması doğrultusunda gerekli izni vermiştir” denildikten sonra, “Ayrıca ilgi (a) karar ile İstanbul VI Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu "Beykoz İlçesi, Anadoluhisarı Mahallesi, 16 pafta, 37 ada, 76 (eski 21) parsel sayılı yer için önerilen 1/1000 ölçekli peyzaj projesinin uygun olduğuna, öncelikli olarak alandaki toprağın tesviye edilmesine daha sonra önerilen peyzaj projesinin uygulanmasında ihtiyaç duyulacak olan toprağın sadece 'Bitkisel Toprak' haricinde alana hiçbir şekilde hafriyat vb işlemler yapılmayacağına, tesviye ve rehabilitasyon işlemleri esnasında mevcut gölete ilişkin gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmasına, projede önerilen fonksiyonların uygulanmasında alanın jeolojik yapısı dikkate alınarak her türlü tedbirlerin alınmasına, mimari projelerinin ve kent mobilya önerilerinin (aydınlatma ve oturma grubu vb) kurula iletilmesine" kararı vermiştir” denilerek söz konusu alana hafriyat atığı dökülemeyeceği resmi olarak açıklanmış oluyor.

Aynı yazı “İlgi (b) yazınızda da belirttiğiniz gibi 2004 Mayıs ayında yapılan dökümler kontrolümüz dışında kaçak olarak yapılmıştır” da denilerek aslında bugüne dek yapılmış ve yapılmakta olan tüm dökümlerin de kaçak olduğu kabul edilmiş oluyor. Hafriyat dökülen alana giden yolda sık aralıklarla konmuş “Hafriyat Malzemesi Dökmek Yasaktır-Beykoz Belediyesi” yazılı tabelalarda bu kabulü doğruluyor.

Beykoz Kaymakamı Ergün; “Bence burası döküm alanı için uygun bir yer"

Beykoz Kaymakamı Aydın Ergün 18 Ağustos 2009 tarihinde yerel basınla gerçekleştirdiği toplantıda kendisine yöneltilen bir soru üzerine şöyle yanıt veriyor: “Gölbahçe mevkine yapılan dökümde vatandaştan gelen şikayetleri inceledik. Dökümün yapıldığı yerden çok, trafik güzergahından şikayet var. Bence burası döküm alanı için uygun bir yer."

Ancak 18 Mart 2004 tarih ve 25406 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren "Çevre ve Orman Bakanlığından; Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği" incelendiğinde bunun hiç de bu kadar basit olmadığı anlaşılıyor. Söz konusu yönetmeliğin Altıncı Bölümü "Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıkları Depolama Sahalarının Yer Seçimi, İnşası ve İşletilmesine İlişkin Esaslar"a ayrılmış. Buna göre; Madde 34'te "Hafriyat Toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları, Yönetmelikte belirtilen idari ve teknik esaslar doğrultusunda, yalnızca projesinde belirtilen ve bu amaçla hazırlanmış / seçilmiş ve gerekli izinleri alınmış döküm sahalarında depolanabilirler" denilmiş. Madde 35'te "Depolama tesisleri imar planları üzerinde işaretlenir" deniliyor. Madde 36'da "Bu amaçla yapılacak başvurularda istenecek belgeler" başlığıyla tam 13 adet belge türü bildirmiş. Madde 37'de ilgili başvuruları değerlendirmek üzere bir "Hafriyat Toprağı, İnşaat / Yıkıntı Atıkları İnceleme Kurulu oluşturulur" deniliyor. Madde 38'de hafriyat toprağı ile inşaat/yıkıntı atıkları depolama tesislerine izin vermeye; büyükşehir belediyeleri yetkili kılınmış.

Yönetmelik sadece izin ve işletme prosedürünü tarif etmemiş. Bunun yanında, hafriyat dökümü bittikten sonra da yapılacak işler ve işlemler tarif edilmiş. Yani hafriyat dökümü yapılan yerin rehabilitasyonunu şart koşmuş. Bu ise tüm çalışmadan ayrı olarak bir rehabilitasyon projesine sahip olmak ve uygulamak demek. Yanıtlanması gereken sorular bu noktadan itibaren başlıyor: Mevcut yönetmeliğin tarifine göre söz konusu alana herhangi bir şekilde hafriyat dökümü yapmak mümkün değil. Çünkü söz konusu alan hem başka bir proje kapsamına alınmış, hem imar planlarında hafriyat döküm alanı olarak gösterilmemiş, hem de ilgili alana hafriyat dökümü yapılabileceğine dair ortada ne İnceleme Kurulu'nun onay raporu ne de izni vermeye yetkili tek makam olan Büyükşehir Belediyesi'nden alınmış bir izin belgesi var. Dahası İnceleme Kurulu'na yapılmış bir başvurunun izi bile yok.

Yani Beykoz Belediyesi’nin “ıslah” gerekçeli izni bir kandırmacadan ibaret. Ama ciddiyseler bütçelerinde ıslah projesine karşılık bir ödeneklerinin olması gerekir. Öyle ya. Dışardan toprak dökümü yapılması yasak olan bir yerde ıslah projesini yürütecek girişimcilerin masrafları nasıl karşılanacak? Ama bildiğimiz kadarıyla Beykoz Belediyesi’nin giderleri arasında böyle bir harcama kalemi yok. Varsa o da ayrı bir sorun demektir zaten, çünkü Gölbahçe’deki alanı tesfiye eden Sinan Kurtuluş ve firmasının, alana döküm yapan her kamyondan 150 TL aldığı biliniyor.

Öte yandan Kaymakam Ergün’ün “bence burası döküm için uygun bir yer” açıklamasının –sıraladığımız mevzuattan sonra- konuşulacak bir yanı da yok. Beykoz’un en yüksek mülki amirinin dersine daha iyi çalışması gerekirdi. Bunun bir dil sürçmesinden ibaret olduğunu umuyoruz.

Uydu Görüntüleri

Yeşil çember içindeki alan, halihazırda hafriyat dökümü yapılmakta olan arazinin bütününü gösteriyor

[kaynak: sehirrehberi.ibb.gov.tr]


Arazinin bir kısmı (yeşil bölge) toprakla doldurulmuş halde iken çekilmiş uydu resmi

[kaynak: harita.iett.gov.tr]


Google Earth'den bölgenin 3 boyutlu görüntüsü



Bu resimde, üsttekilere kıyasla daha fazla saha doldurulmuş halde görünüyor.

[kaynak: sehirrehberi.ibb.gov.tr]

Halihazırda ise ilk resimde işaretlenmiş arazinin neredeyse tümü toprakla doldurulmuş vaziyette!

Gölbahçe Manzaraları I

Gölbahçe panorama (Temmuz 2009)

Yapılan işe peyzaj projesi süsü vermek için muhafaza edilen gölet

Son durum (Eylül 2009):
Göletin arka tarafına bir kat daha toprak dökülmüş

Gölbahçe Manzaraları II

Dolu bir kamyon Bent Yolundan Gölbahçe'ye sapıyor


O yoldayken bir kamyon toprak boşaltıyor, dozer zemini düzeltiyor, boş bir kamyon da dönüş yolunda


Yeni dökülmüş, henüz düzeltilmemiş hafriyat öbekleri

Ne kadar azimli çalıştıkları, araziyi kaç tabaka yükselttikleri ve ormanı nasıl "yedikleri" buradan açıkça gözüküyor

Bent Yolundan Manzaralar I

Yasaklar çiğnenmek içindir!

Kamyon yoğunluğundan yol kapanmış durumda.

Dolu gider, boş gelir...



Yolda mahalleliye yer yok. Bu gasp değil de nedir?

Yol dar ve virajlı, mahalleli de Allah'a emanet

Bent Yolundan Manzaralar II

Kamyonlardan savrulan toz toprak yol kenarına birikmiş. Evlerimizin içinde de bulunur.


Üzerine yağmur da yağınca her taraf çamur oluyor.


Yüksek tonajlı kamyonların geçişi yolda ve kaldırımlarda göçüğe sebep oluyor. Evet, bu canavarlar kaldırıma da çıkıyor!


Göçmüş kaldırım, yalnız yürüyen adam ve ufka doğru yol alan kamyon.
Sanatsal bir çalışma olmuş...

Mahallelilerden Feryatlar


"Bent Yolunda Nato tesislerinin arka kısmında Gölbahçe’ye hafriyat kamyonları sürekli toprak döküyor. İnanılmaz bir kamyon trafiği var. Bunun sonucunda bazı sıkıntılar oluşuyor:

- Kamyonların saçtığı toz toprak yolda yürümeyi imkansız hale getiriyor. Aynı zamanda yağmur yağdığında, geçen kamyonlar üstümüze çamur sıçratıyor. Kamyonların tozunu soluyoruz. Hastalıklarımız arttı.

- Kalkan toz evimizin balkonuna giriyor. Balkona ne çamaşır asabiliyoruz ne de oturabiliyoruz. Evimizin camını açıp havalandıramıyoruz bile. Evimizde özgürce oturma hakkımız elimizden alınıyor.

- Kamyonların aşırı hızlı, dikkatsizce ve sorumsuzca yol alıyorlar. Karakola bildirdim, “savcılığa şikayet edin” dendi. Yol üstünde iki adet ilkokul var. Yolda yürüyen çocuklarımız var. Bunlar için büyük bir tehlike oluşuyor.

- Kamyonların tonajından dolayı yol bozuluyor. Kaldırımlar, logar kapakları parçalandı. Evimiz her kamyon geçişinde sallanıyor.

Bu sıkıntıları daha da arttırabiliriz. bu sıkıntılar yalnız benim değil, bir çok mahalle sakininin sıkıntısıdır."


"Ben ve ailem Bent Yolu'nda oturmaktayız. Beykoz Belediyesi‘nin ''hafriyat dökmek yasaktır.'' yazısına hiç aldırış edilmeden gün içerisinde yarım saatte en az 30-40 adet, ard arda üçer dörder hafriyat yüklü veya boş kamyon geçmektedir. Kamyonlar sabahın yedisinden akşamın yedisine kadar hız yaparak, dangur dungur geçmekteler. Kocaman yüksek tonajlı kamyonlar sebebiyle bütün Bent Yolu sakinleri evlerinin her dakika deprem olmuşcasına sallanmasından şikayetçidir. Bizler artık evlerimizde otururken sinir krizleri geçirmekteyiz, bu kamyonlar yüzünden ailecek çıldıracağız. Evlerimizin önüne araç parketmeye bile korkuyoruz, öyle hızla geliyorlar ki zar zor fren yapıp da durabiliyorlar. Gerçekten artık yaşayamıyoruz bu kamyonlarla. Dilerseniz bir gün evimize misafir olunuz ve en azından bizim 9-10 senedir çektiğimiz rezilliğe 15 dakikalığına şahit olunuz. Gösteriş olsun diye bir de kontrolcü konulmuş, bu kişi saatlerce o sokakta hiçbir iş yapmadan öylece oturmakta, ceviz ağacından ceviz toplamakla meşgul.

Bizim artık dayanacak halimiz kalmadı. Şikayetlerimiz senelerdir sürmekte. Artık ne yapacağımızı şaşırdık. Ne bitmez hafriyatmış, ne dolmak bilmeyen yermiş. Bent Yolu tozdan, topraktan, çamurdan yeterince nasibini aldı. Beykoz Belediyesi'ne defalarca derdimizi anlatmamıza rağmen hiçbir reaksiyon alınmadığını üzülerek belirtmek istiyorum. Bu işin arkasında kim ya da kimlerin olduğunu şahsen merak ediyorum. Zira, bu kamyonlar belediyeye ait değil.

Gölbahçe'ye dökülen bu moloz artıklarının legalmiş gibi gösterilmesi ve hâlâ bir çözüm bulunamaması çok vahim bir durum. Hiçbir şey can güvenliği ve sağlıktan öte değildir. Doğa katledilmektedir. Gölbahçe göçmen kuşların üreme yeriydi, artık onlardan eser yok. Pisliğin içinde oturuyoruz. Bunun peşinden gideceğiz ta ki bir çözüm yolu bulunana kadar."


"Canımıza tak etti artık, yeter. Göksu mahallesi sakinleri olarak bıktık artık. Evimizin camını açamıyoruz, balkona çamaşır asamıyoruz. Hanımımızı çocuğumuzu alıp yolda yürüyemiyoruz. İşe gidip gelirken kamyonların kaldırdığı toz toprağı egzoz dumanını yutuyoruz. Çocuğum üç yaşında, evde uyurken uçarcasına geçen kamyonların (sefer başına para alıyorlar da onun için hızlı gidiyorlar) salladığı evde korkuyla sıçrayarak uyanıyor. Hanım ve benim psikolojimiz bozuldu. Beykoz belediyesini aradım, "Bizimle ilgili değil" dediler; büyükşehir belediye çevre müdürünü aradık, sonuç yok; savcıya gittik, dilekçe yazdık, takipsizlik kararı çıktı; karakolu arıyoruz, polis “bizi aşıyor, emniyet müdürüne gidin” diyor; kaymakam keza öyle. Anlayacağınız biz de mahalleli olarak yeter artık dedik yolu kapadık, hanımlarımızla çoluk çocukla. Polis geldi bizi tutuklamakla tehdit etti. Daha sonra emniyet müdürü geldi, “Kavacık’ta emniyet müdürlüğü binası yapılacak, onun hafriyatı bu” dedi. “Buranın hafriyatı için gelen para ile bizde araba alacağız, azıcık sabır” dedi, ve yolun başına iki polis ve birde polis arabasını nöbetçi olarak koydu. Kanunun bekçisi, vatandaşın huzurunun koruyucusu polis, yasal olmayan bir izin kağıdı ile bu işi yapan kişilerin hafriyat kamyonlarını koruyor, vatandaşa karşı, orada yaşamaya çalışan vatandaşa karşı. Delirdim artık, çocuğumu alıp karakola gidip yatacağım. "


28 Temmuz 2009 Eyleminden



28 Temmuz 2009 tarihinde bazı mahalleliler, daha önce birkaç kez yaptığı gibi kamyonlara yolu kapattı. Bir süre sonra diğer duyarlı mahalleliler toplanmaya başladı. Bent Yolu üzerinde birkaç kamyon birikti, ama yol kapatma eyleminden haber alan diğer kamyonlar Bent Yolu’na girmeden Atatürk Caddesi üzerinden muhtemelen Riva istikametine, yani kanunen izin verilmiş döküm sahalarına doğru yöneldiler.

Kalabalık artınca polis de geldi ve her zamanki gibi eylemi bitirmeye çalıştı. Mahalleli ile polis evvela ılımlı bir üslupla tartışırken, daha sonra hararetli münakaşalar yaşandı. Polis, kamyonların kanunen izinli iş yaptığını, bir şikayet varsa bunu mahallelilerin dilekçeyle çeşitli mercilere bildirmelerinin icap ettiğini, ama yolu kapatmaya haklarının olmadığını iddia etti. Mahalleliler de, müracaat ettikleri çevrelerin hiçbirinden netice alamadıklarını, seslerini duyurmak için mecburen bu eylemlere başvurduklarını, ayrıca yolu trafiğe değil sadece hafriyat kamyonlarına kapadıklarını izah ettiler. Günün sözü ise bir polis memurundan geldi: "Ben rahatsız olmuyorum, siz çok rahatsızsanız buradan taşının!"

Bir müddet sonra çevik kuvvet ekipleri de intikal etti. Eyleme müdahale etmediler, o sebepten 4 Temmuz eyleminde olduğu gibi bir arbede yaşanmadı. Yeni atanan ilçe emniyet müdürü de geldi ve meselenin detayını halktan dinledi. Mahalleli ile gönül alıcı bir üslupta konuşarak sorunun halledileceğine dair teminat verdi. Bunun üzerine mahalleli eylemi bitirdi. Polis çekildikten sonra birkaç dakika içinde kamyonlar daha da yoğun bir şekilde Bent Yolundan geçmeye başladı. Halen de aynı yoğunlukta devam ediyor.




MEDYADAN


"Gölbahçe Dosyası"; Bilgi Beykoz

"
Polis Halkla Karşı Karşıya Getirilmemeli"; Doğuş Haber, 26/10/2009

"
Beykoz'da kamyon dehşeti" ; Milliyet.com.tr, 3/10/2009

"
Taşı Toprağı Rant" ; Sabah Gazetesi, 13/9/2009

"
Bu Hafriyatı Kim Döktü?" ; Cumhuriyet Gazetesi, 14/9/2009

"
Hafriyat Dökülemez Tabelasına İnat" ; Birgün Gazetesi, 7/8/2009

"
Mete Alpman'la Sizin Belediyeniz" ; Tempo TV, 8/2009

"
Kuşların Yuvasına Moloz Döküyorlar" ; "Bay Yeşil", NTV, 17/7/2009

"
Hafriyat Vatandaşa Yol Kapattırdı" ; Gazete Beykoz, 7/7/2009

"
Beykoz Halkının Döküm İsyanı" ; Kent Yaşam Gazetesi, 22/6/2009

"
Gölbahçe’de Belediye Uyudu, Halk İsyan Etti" ; Bilgi Beykoz, 31/5/2009

"
Bitmeyen Hayali Proje" ; Beykoz Postası, 26/1/2009

"
Beykoz’da ‘İzinli’ Doğa Katliamı" ; Kent Yaşam Gazetesi, 19/1/2009

"
Ormanda Islah Yağması" ; Radikal Gazetesi, 12/10/2004

"
Göksu Gölbahçe Mevkiinde Bulunan Sazlık Alan, Hafriyat Alanına Çevrildi…" ; Bilgi Beykoz, 2004