Bilgi Beykoz, 2004


Göksu Gölbahçe mevkiinde bulunan sazlık alan, hafriyat alanına çevrildi. Sonuç: Bir doğal alan daha yok edildi

Bilen bilir, Göksu Mahallesinin arkasında, Gölbahçe mevkii denen yerde bir sazlık alan vardır. Daha doğrusu vardı, artık yok. Çünkü burası son üç aydır bir hafriyat döküm alanına dönüştü. Binden fazla kamyon dolusu hafriyat, buraya dökülmüş bulunuyor. Dökülmeye de devam ediyor. Üstelik söz konusu alan önceki Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna'nın, "100 Büyük Proje" arasında gösterdiği alanın ta kendisi. İş bu haliyle yasal bir çerçeveye oturmuş gibi görünüyor. Ancak 18 Mart 2004 tarih ve 25406 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren "Çevre ve Orman Bakanlığından; Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği" incelendiğinde bunun hiç de bu kadar basit olmadığı anlaşılıyor.

Söz konusu yönetmeliğin Altıncı Bölümü "Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıkları Depolama Sahalarının Yer Seçimi, İnşası ve İşletilmesine İlişkin Esaslar"a ayrılmış. Buna göre; Madde 34'te "Hafriyat Toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları, Yönetmelikte belirtilen idari ve teknik esaslar doğrultusunda, yalnızca projesinde belirtilen ve bu amaçla hazırlanmış/seçilmiş ve gerekli izinleri alınmış döküm sahalarında depolanabilirler" denilmiş. Madde 35'te "Depolama tesisleri imar planları üzerinde işaretlenir" deniliyor. Madde 36'da "Bu amaçla yapılacak başvurularda istenecek belgeler" başlığıyla tam 13 adet belge türü bildirilmiş. Madde 37'de ilgili başvuruları değerlendirmek üzere bir "Hafriyat Toprağı, İnşaat / Yıkıntı Atıkları İnceleme Kurulu oluşturulur" deniliyor. Madde 38'de hafriyat toprağı ile inşaat/yıkıntı atıkları depolama tesislerine izin vermeye; büyükşehir belediyeleri yetkili kılınmış.

Yönetmelik sadece izin ve işletme prosedürünü tarif etmemiş. Bunun yanında, hafriyat dökümü bittikten sonra da yapılacak işler ve işlemler tarif edilmiş. Yani hafriyat dökümü yapılan yerin rehabilitasyonunu şart koşmuş. Bu ise tüm çalışmadan ayrı olarak bir rehabilitasyon projesine sahip olmak ve uygulamak demek. Yanıtlanması gereken sorular bu noktadan itibaren başlıyor: Mevcut yönetmeliğin tarifine göre söz konusu alana herhangi bir şekilde hafriyat dökümü yapmak mümkün değil. Çünkü söz konusu alan hem başka bir proje kapsamına alınmış, hem imar planlarında hafriyat döküm alanı olarak gösterilmemiş, hem de ilgili alana hafriyat dökümü yapılabileceğine dair ortada ne İnceleme Kurulu'nun onay raporu ne de izni vermeye yetkili tek makam olan Büyükşehir Belediyesi'nden alınmış bir izin belgesi yok. Dahası İnceleme Kurulu'na yapılmış bir başvurunun izi yok. Buna rağmen son üç-dört aydır başta Beykoz Belediyesi olmak üzere neredeyse ilgililerin tamamının gözü önünde gerçekleşen bir uygulama var.

Mimarlar Odası yetkilileri, yapılan işlemin yasalara aykırı olduğunu ve suç teşkil ettiğini açıklıyor. Diğer yandan Beykoz Belediye Başkanı imzasını taşıyan, ama yönetmelik gereği olması gereken bilgi ve belgelere haiz olmayan ve ne anlama geldiği de tam olarak anlaşılamayan bir "izin" belgesi var. İzin belgesinde adı bulunan Sinan Kurtuluş'un "H.Halil Mahallesi Bağdat Caddesi No:148 Gebze" olarak gösterdiği adres bile doğru değil. Ortadaki "izin" belgesinin varlığı ve aylardır yürütülen çalışmalara göz yumuluyor olması, birçok çevre tarafından "kişilere haksız yoldan çıkar sağlamaya yol açan" bir uygulama olarak görülüyor.

Hafriyat dökülen alanda görüştüğümüz ve kendisini Sinan Kurtuluş'un ortağı olarak tanıtan Osman Çakıroğlu, yaptıkları işlemin yasal olduğunu, hafriyat dökümü değil ıslah çalışması yaptıklarını söyledi. Ancak bu işlem ile ilgili olarak da herhangi bir belge gösteremedi. Yapılanın hafriyat dökümü değil de gerçekten bir ıslah çalışması olduğunu düşünsek bile bu durumda da ne tür bir ıslahın yapılacağı, hangi malzemelerin kullanılacağı, kaç dönümlük alanda ve hangi proje doğrultusunda hangi kodlarla yapılacağına dair kriterlerin hiçbirisine yanıt alamadık. Ayrıca yapılan bir ıslah çalışması ise, Beykoz Belediyesi'nin bir ıslah bedeli ödeyip ödemediği de soru işareti.

Tabii olayın bir yanında da Büyükşehir Belediyesi var. 2001 tarihli yazışmalardan anlaşıldığına göre, söz konusu alana hafriyat dökümü yapıldığına dair ilk tespitleri Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı zabıta ekipleri yapmış. Göründüğü kadarıyla şu anda Büyükşehir de bu konuya duyarsız. Bu duyarsızlığın nedenleri nedir bilinmez. Ama İstanbul'da son yıllarda artan oranda bir inşaat faaliyeti gözleniyor. Bunların önemli bir kısmında da Büyükşehir Belediyesi'nin yan kuruluşu diyebileceğimiz KİPTAŞ'ın imzası var. Buna karşın İstanbul genelinde hafriyat döküm alanları çok az sayıyla sınırlı. Yani yapılan inşaat çalışmalarında çıkan hafriyatları dökebilecek ve depolayabilecek yeterli alan yok. Bu eksiklik ise, hafriyat dökümü ve depolamasını ciddi rakamların döndüğü bir alan haline getirmiş durumda. Sorunu burada aramak yanlış olmaz. Sonuçta birileri bu işten ciddi kâr ediyor...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder