Kent Yaşam Gazetesi, 19/1/2009


Beykoz’da ‘izinli’ doğa katliamı















Beykoz Göksu Mahallesi’nde bulunan Gölbahçe mevki ‘sivrisineklerden kurtarılacak’ denilerek hafriyat döküm alanı haline getirildi. Doğal güzelliği ile bilinen Gölbahçe göleti tamamen dolmak üzere. Muhtar ve vatandaşlar ise yetkililere tepkili.

Beykoz Göksu Mahallesi, Bentyolu Gölbahçe mevkisindeki sazlık alana 2004 yılında başlanan ancak halkın tepkisi üzerine durdurulan hafriyat dökümü Ekim ayında tekrar başladı. Bir kısmı kamu arazisi bir kısmı da şahıs malı olan araziye günde 500’e yakın kamyon toprak döküyor. Bir zamanlar göçmen kuşların yavrulama yeri olan ve etrafı orman olan gölet tamamen dolmak üzere. Vatandaşlar bu duruma isyan ederken, yetkililere seslerini duyuramamanın sıkıntısını yaşıyorlar.

Yetkililer katliamı görsün artık

Konuyla ilgili olarak Beykoz Belediyesi’nden kaymakamlığa, Valilikten İçişleri Bakanlığı’na kadar onlarca yere dilekçe veren Göztepe Mahalle Muhtarı Ahmet Duran, Göksu Mahalle Muhtarı İrfan Çakır ve Anadolu Hisarı Mahalle Muhtarı Nazmiye Korkmazlar ile bölgede yaşayan halk, “Yetkililer buradaki doğa katliamını görsün artık” diyorlar.

Sivrisinekten kurtaracaklar

“Mevcut durumuyla arazinin haşere ve bilhassa sivrisinekler için çok uygun üreme ve barınma ortamı teşkil ettiği, bu nedenle arazinin ıslahının gerekli olduğu...” gerekçesiyle araziye toprak dökümüne resmi makamların izin verdiğini söyleyen Göztepe Mahalle Muhtarı Ahmet Duran, ikinci kez göreve geldiği 2004 yılından bugüne kadar bu sorunla ilgilendiğini söylüyor.

Döküm çalışmasının son üç aydır yoğunlaştığını söyleyen Muhtar Duran, “Gölbahçe kuşların yavru çıkardığı bir alan, doğal olarak bırakılması gerekiyor. Bunu defalarca söyledim. Ama yetkililer neden duymuyor bunu bilemiyorum. İlgililer 'orası sinek yuvası, o yüzden göleti doldurmaya çalışıyoruz' cevabı geldi. Ama göleti değil birileri ceplerini dolduruyor” diye konuşuyor.

Önce Küçüksu Çayırı’nı düzeltsinler

50 yıldır Anadolu Hisarı’nda oturduğunu söyleyen Duran, “Biz Göksu Deresi'ne bir taşın yuvarlanmasına razı gelmezken buraya hafriyat dökülmesini içimizi parçalıyor. Çevre Koruma Müdürlüğü oranın düzenlenmesi için ‘bahçe toprağı’ dökülmesine izin verdiğini ve park yapılacağını söylüyor. Ama bahçe toprağı değil moloz, pislik, hafriyat toprağı dökülüyor. Ben ve burada yaşayan herkes güzellik için varız. Eğer güzellik yaratmak amaçlanıyorsa önce bizim Küçüksu Çayırımız düzeltilsin. Buraya hiç el atılmazken ta dağın içindeki bir göleti, kuşların yavru çıkacağı bir yeri güzelleştireceğiz deniliyorsa ben buna inanmıyorum” ifadesini kullanıyor.

Kimi kime şikayet edeceğiz

“Ama durdurmak için elimizden bir şey gelmiyor. Kimi kime şikayet edeceğimizi şaşırdık” diyen Duran, mahalle ortasından geçen kamyonların da ayrı bir sorun yarattığını söylüyor. Duran, “En az 250 kimi gün 500 kamyonun gelip geçtiği caddelerde ne kadar sağlam yada temiz kalabilir? Gelip yıkıyorlar ama bir saat sonra aynı oluyor. Bunun yanı sıra 30 ton toprakla geçen kamyon benim görüşüme göre en az iki kuvvetinde deprem yarattığını düşünürsek bu yolun kenarında oturanlar günde 500 kez deprem yaşıyor. Evlerin ne hale geldiği ise ayrı konu. Ama biz söylüyoruz kendimiz dinliyoruz” şeklinde konuşuyor.

Kamyonlar tehlike saçıyor

Mahalle sakinlerinden Hasan Dilek özellikle kamyonların büyük bir tehlike yarattığını söylüyor. Çalışma saatlerin düzensiz olduğunu söyleyen Dilek, “Sabahın köründe başlayıp gece yarısına kadar kamyonlar geçiyor. Yollar çamur içinde. Ayrıca yüklerini boşalttıktan sonra yukarıdan aşağıya daracık yoldan iniyorlar. Orada manevra yapamasa, fren tutmasa facia olur; kamyon 30 evin üzerine uçar. Defalarca söylememize rağmen daha kestirme diye mezarlık yolunu tercih ediyorlar. Bu durumu Beykoz Belediyesi'ne de ilettik ama sonuç alınmadı” diyor.

Gölet doğal haliyle kalsın

Halil Güzel ise kamyonların okulun bulunduğu caddeden geçtiğini belirterek, “Okula giriş çıkış saatlerinde binlerce öğrenci kamyonların arasından geçmek zorunda kalıyor. Biz oraya toprak dökümünün durdurulmasını istiyoruz. Oradaki arazinin de doğal haliyle kalmasını istiyoruz. Orada kuşlar yaşıyordu, göçmen kuşların konakladığı bir yerdi. Şimdi hiçbir şey kalmadı” diye konuşuyor.

İnsanın yüreğini acıtıyor

Üç kuşaktır Anadolu Hisarlı olduklarını söyleyen Namık Anlı ise yetkililere ateş püskürüyor. “Gölbahçe sümbülü ve leylağı ile meşhur bir yerdi. Ama şimdi bir batak oldu” diyen Anlı, “Toprak dökümü durursa orası yine kendini kurtaracaktır. Önceden mahallenin kadınları orada yürüyüş yapıyordu. Hatta 'yürüyüş parkuru' diye tabela bile diktiler. Ama şimdi değil yürüyüş parkuru şimdi çamurdan geçilmiyor. Kamyonlar geçe geçe yolu da kaldırımları da mahvetti. İstanbul içinde bir cennetin bu hale gelmesi yüreğimi acıtıyor. Çünkü İstanbul'da böyle ağaçlı, güzel yerler kalmadı” diyor.

EMEK KARAKAŞ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder