Gölbahçe Dosyası, Bilgi Beykoz Gazetesi

5 yıllık bir çevre cinayeti; Gölbahçe
Beykoz Göksu Mahallesi ve Gölbahçe. Bir doğal alanın, ilgili bütün yetkililerin gözleri önünde ve bilgisi dahilinde yok edilmesinin öyküsü.
18.08.2009

Gölbahçe ile ilgili basındaki ilk haber 2005 yılı Ocak başında Radikal Gazetesi’nde yayınlanmıştı. Ardından Bilgi Beykoz, Ocak 2005 tarihli 9. sayısında failleri belli çevre cinayetinin o ana kadarki tüm detaylarını aktardığı bir araştırma haber yayınladı.

Aradan 5 yılı aşkın süre geçti. Bu süre zarfında durdurulması gereken yasadışı hafriyat dökümü artarak devam etti. Çoğu yüksek tonajlı hafriyat yüklü kamyonların her gün gerçekleştirdiği yüze yakın seferlerden ve evlerinin içlerine kadar dolan topraklardan artık gına gelmiş mahallelinin yüzlerce şikayeti hiçe sayıldı. Yetkililerden ilgi göremeyince son çare olarak sokağa çıkıp durumu protesto eden yurttaşlar polis dayağına maruz kaldı. Yasadışı hafriyatı araştıran gazeteciler tehdit edildi, olmayınca darp edildi.

Bilgi Beykoz bir kez daha Gölbahçe dosyasını açıyor. Hangi yetkililer hangi yetkilerini kötüye kullandı. Büyükşehir Belediyesinden Beykoz Belediyesine, Jandarmadan Emniyete, Valilikten Kaymakamlığa kadar hangi kurumlar işin neresinde? Kurumların başındaki isimler gerek seçimler gerekse yeni atamalarla değişmesine karşın süreç nasıl oluyor da hız kaybetmeden sürebiliyor? Herkesin bilgisi dahilindeki bu yağmadan kimler kazandı kimler kaybetti?

Gölbahçe dosyası bir yanıyla bugüne kadar basında yer alan, halkın bilgisi dahilindeki gelişmeleri yeni baştan gündeme taşırken, bir yandan da bugüne dek basında yer almamış yeni bilgileri de kamuoyunun dikkatine sunacak. Bu haliyle kapanmayan bir dosya olacak Gölbahçe. Taaki herkesin gözü önündeki katliam ve yağma sona erene ve sorumluları yargıda hesap verene kadar.

“100 Büyük Proje”den büyük “molozluğa”

2004 yerel seçimleri yaklaşırken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı koltuğunda oturan Ali Müfit Gürtuna, -biraz da yaklaşan yerel seçimlerde AKP’den yeniden aday gösterilmeyi de umarak- İstanbul için “100 Büyük Proje” açıkladı. Projelerden birisi de Gölbahçe’deki sazlık alana aitti ve burası Kentsel Park olarak düzenlenmesini içeriyordu. Buna göre bölge sazlık alan korunarak ıslah edilecek, kimi göçmen kuşların adresi olma özelliği taşıyan ve ender bölgelerde yaşayan kimi doğal yaşam formlarının da korunması sağlanacaktı. Bölgenin hem doğal özelliklerini kaybetmemesi hem de kentsel park olup insanların hizmetine sunulabilmesi için sahip olması gereken yüzölçümünden düşük olduğu şeklinde eleştiriler vardı gerçi ama olsun. Projenin resmi tarifi bu şekilde yapılıyordu gene de.

Doğal hayatla ilgili çevreler projenin göz boyama olduğunu, kentsel park düzenlemesi ilerledikçe bölgenin doğallığının gitgide kaybolacağını söylüyorlardı ama sonrasındaki gelişmeler, bu öngörünün bile ne kadar iyi niyetli olduğunu gösterecekti.

Araştırmalarımıza göre Gölbahçe’de kayıtlara geçen ilk hafriyat dökümü 2001 Haziran’ından önce yapılmış. Elbette kaçak olarak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıtası durumu tespit etmiş ve durum zapta geçirilerek 31 Mayıs 2001 tarih ve 1910 sayılı yazı ile de Beykoz Belediye Başkanlığı’ndan sorulmuş. 22 Haziran 2001 tarih ve dönemin Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler yönetiminde Teknik Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Dr. Erdal Köktürk imzasıyla verilen yanıtta da “… Başkanlığınız Zabıta Müdürlüğü yazısına istinaden yapılan tetkikte anılan yere Şakir Avcıoğlu tarafından 20 kamyon toprak döküldüğü tespit edilmiştir” denilerek zabıtanın tespiti doğrulanmış. Belediye Başkanı adına Dr. Erdal Köktürk imzalı yanıt yazısının devamında ise şöyle denmekte: “Söz konusu yer İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Projeler Daire Başkanlığı’na yaptırılan ve Belediyenizin 100 Büyük Projesi arasında gösterildiği, (Küçüksu – Göksu Kentsel Parkı Özel Proje Alanı)’nda kaldığı, plan notlarının 3., 5. Ve 1. Maddesinde ‘Silüet alanları dışında Moloz ve Toprak Döküm Alanı Açılamaz’ dediği görülmüştür. Anılan yerin hassasiyetle kontrol edilerek, toprak dökümünün engellenmesi ve ilgilisi hakkında yasal işlemler yapılması hususunu rica ederim.”

İşte Gölbahçe’ye ilişkin 2001’deki değerlendirmeler bu şekildeydi. Bu yaklaşım 2004 yılına kadar devam etti. 2004’te ise yerel seçimler yapıldı ve 1999’da DSP’den Beykoz Belediye Başkanı olup 2004’de bu kez CHP adayı olarak seçimlere giren Alaattin Köseler kaybetti. Seçime AKP adayı olarak giren Muharrem Ergül Beykoz’un yeni belediye başkanı oldu. Büyükşehirde de AKP tarafından yeniden aday gösterilmeyi uman Ali Müfit Gürtuna’nın –yorumlara göre AKP’nin kuruluşu sırasında ortalıkta görünmediği için Erdoğan tarafından tercih edilmediğinden- yerine AKP adayı olarak girdiği seçimleri kazanan Kadir Topbaş yeni İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Bu ikilinin göreve gelmesinin ardından Gölbahçe’ye ilişkin o ana kadarki bakış açısı da hızla değişti.

Ya Büyükşehir ve Beykoz belediyeleri Küçüksu – Göksu Kentsel Parkı projesini artık doğru görmüyorlardı… Ya da Anadolu Hisarı’nın dibinde milyon dolarlık bir arsa yaratma fikri ve bunun kazandıracağı rant, birilerini feci halde iştahlandırmıştı…

Gölbahçe’de yasadışı hafriyat dökümünü teşvik edenler
22.09.2009

... Bu iştahın nelere kadir olabildiğinin ilginç örneklerine de rastlar olduk Gölbahçe sayesinde. Bir yandan Beykoz Belediyesi “hafriyat yok ıslah var” diyor, ote yandan Beykoz Kaymakamı Ergün, “burası döküm için uygundur” diyor. Peki öylemi görelim:

Gölbahçe’deki sazlık alana hafriyat dökümü ile ilgili olarak yaptığımız başvuruya, Beykoz Belediyesi Başkan Yardımcısı Metin Torun imzasıyla 19 Ocak 2009 tarihinde gönderilen yanıtta “Söz konusu alanda İmar Kanunu 40. madde kapsamında mezbelelik halden çıkarılarak umumun sağlık ve selametini ihlal eden, şehireilik, estetik bakımından mahzurlu görülen enkaz veya birikintilerin, lağım, çukur, kuyu; mağara ve benzerlerinin mahzurlarının giderilmesi ve bunların zuhuruna meydan vermemesi için gölet ve kanal oluşturulup toprak dolgu ve tesviyesinin düzenlenerek yapılması ile dinlenme ve rekreasyon aktivitelerinin gerçekleştirilebileceği duruma getirilebilmesi için alana; dinlenme alanları, çocuk oyun alanları, spor alanları, hizmet alanları, hobi bahçeleri, gölet ve çevresi rekreasyon alanları, yürüyüş ve koşu parkurları ile yoğun bitkisel düzenlemelerin yer aldığı tüm halkın faydalanabileceği fonksiyonlardan oluşan peyzaj projesi hazırlanmıştır. Çevre Koruma ve Daire Başkanlığı ilgili bütün çevresel ve güvenlik tedbirlerinin alınması, bütün ilgili mevzuatlara uyulması, İSKİ Genel Müdürlüğü uygun görüşünün ve ilgili birimlerden gerekli izinlerin alınması, yüzeysel sularının akışının engellenmemesi, toprak kaymasına sebep olunmaması . ve onaylı zemin kodarını da içeren onaylı proje doğrultusunda işlem yapılması doğrultusunda gerekli izni vermiştir” denildikten sonra, “Ayrıca ilgi (a) karar ile İstanbul VI Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu "Beykoz İlçesi, Anadoluhisarı Mahallesi, 16 pafta, 37 ada, 76 (eski 21) parsel sayılı yer için önerilen 1/1000 ölçekli peyzaj projesinin uygun olduğuna, öncelikli olarak alandaki toprağın tesviye edilmesine daha sonra önerilen peyzaj projesinin uygulanmasında ihtiyaç duyulacak olan toprağın sadece 'Bitkisel Toprak' haricinde alana hiçbir şekilde hafriyat vb işlemler yapılmayacağına, tesviye ve rehabilitasyon işlemleri esnasında mevcut gölete ilişkin gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmasına, projede önerilen fonksiyonların uygulanmasında alanın jeolojik yapısı dikkate alınarak her türlü tedbirlerin alınmasına, mimari projelerinin ve kent mobilya önerilerinin (aydınlatma ve oturma grubu vb) kurula iletilmesine" kararı vermiştir” denilerek söz konusu alana hafriyat atığı dökülemeyeceği resmi olarak açıklanmış oluyor.

Aynı yazı “İlgi (b) yazınızda da belirttiğiniz gibi 2004 Mayıs ayında yapılan dökümler kontrolümüz dışında kaçak olarak yapılmıştır” da denilerek aslında bugüne dek yapılmış ve yapılmakta olan tüm dökümlerin de kaçak olduğu kabul edilmiş oluyor. Hafriyat dökülen alana giden yolda sık aralıklarla konmuş “Hafriyat Malzemesi Dökmek Yasaktır-Beykoz Belediyesi” yazılı tabelalarda bu kabulü doğruluyor.

Beykoz Kaymakamı Ergün; “Bence burası döküm alanı için uygun bir yer"

Beykoz Kaymakamı Aydın Ergün 18 Ağustos 2009 tarihinde yerel basınla gerçekleştirdiği toplantıda kendisine yöneltilen bir soru üzerine şöyle yanıt veriyor: “Gölbahçe mevkine yapılan dökümde vatandaştan gelen şikayetleri inceledik. Dökümün yapıldığı yerden çok, trafik güzergahından şikayet var. Bence burası döküm alanı için uygun bir yer."

Ancak 18 Mart 2004 tarih ve 25406 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren "Çevre ve Orman Bakanlığından; Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği" incelendiğinde bunun hiç de bu kadar basit olmadığı anlaşılıyor. Söz konusu yönetmeliğin Altıncı Bölümü "Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıkları Depolama Sahalarının Yer Seçimi, İnşası ve İşletilmesine İlişkin Esaslar"a ayrılmış. Buna göre; Madde 34'te "Hafriyat Toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları, Yönetmelikte belirtilen idari ve teknik esaslar doğrultusunda, yalnızca projesinde belirtilen ve bu amaçla hazırlanmış / seçilmiş ve gerekli izinleri alınmış döküm sahalarında depolanabilirler" denilmiş. Madde 35'te "Depolama tesisleri imar planları üzerinde işaretlenir" deniliyor. Madde 36'da "Bu amaçla yapılacak başvurularda istenecek belgeler" başlığıyla tam 13 adet belge türü bildirmiş. Madde 37'de ilgili başvuruları değerlendirmek üzere bir "Hafriyat Toprağı, İnşaat / Yıkıntı Atıkları İnceleme Kurulu oluşturulur" deniliyor. Madde 38'de hafriyat toprağı ile inşaat/yıkıntı atıkları depolama tesislerine izin vermeye; büyükşehir belediyeleri yetkili kılınmış.

Yönetmelik sadece izin ve işletme prosedürünü tarif etmemiş. Bunun yanında, hafriyat dökümü bittikten sonra da yapılacak işler ve işlemler tarif edilmiş. Yani hafriyat dökümü yapılan yerin rehabilitasyonunu şart koşmuş. Bu ise tüm çalışmadan ayrı olarak bir rehabilitasyon projesine sahip olmak ve uygulamak demek. Yanıtlanması gereken sorular bu noktadan itibaren başlıyor: Mevcut yönetmeliğin tarifine göre söz konusu alana herhangi bir şekilde hafriyat dökümü yapmak mümkün değil. Çünkü söz konusu alan hem başka bir proje kapsamına alınmış, hem imar planlarında hafriyat döküm alanı olarak gösterilmemiş, hem de ilgili alana hafriyat dökümü yapılabileceğine dair ortada ne İnceleme Kurulu'nun onay raporu ne de izni vermeye yetkili tek makam olan Büyükşehir Belediyesi'nden alınmış bir izin belgesi var. Dahası İnceleme Kurulu'na yapılmış bir başvurunun izi bile yok.

Yani Beykoz Belediyesi’nin “ıslah” gerekçeli izni bir kandırmacadan ibaret. Ama ciddiyseler bütçelerinde ıslah projesine karşılık bir ödeneklerinin olması gerekir. Öyle ya. Dışardan toprak dökümü yapılması yasak olan bir yerde ıslah projesini yürütecek girişimcilerin masrafları nasıl karşılanacak? Ama bildiğimiz kadarıyla Beykoz Belediyesi’nin giderleri arasında böyle bir harcama kalemi yok. Varsa o da ayrı bir sorun demektir zaten, çünkü Gölbahçe’deki alanı tesfiye eden Sinan Kurtuluş ve firmasının, alana döküm yapan her kamyondan 150 TL aldığı biliniyor.

Öte yandan Kaymakam Ergün’ün “bence burası döküm için uygun bir yer” açıklamasının –sıraladığımız mevzuattan sonra- konuşulacak bir yanı da yok. Beykoz’un en yüksek mülki amirinin dersine daha iyi çalışması gerekirdi. Bunun bir dil sürçmesinden ibaret olduğunu umuyoruz.

1 yorum:

  1. Bizim Ülkemizde yapılanlar, yapana kar olarak kalıyorsa ve hiçbir ceza almadan yapmaya devam ediyorsa; ne kadar şikayet etsek, konuşsak, yazsak da maalesef hiç bir şey yapılmıyor. Bunun bir sürü örnekleri mevcut. Devlet bile bu mafyaya birşey yapmıyor veya yapamıyorsa biz vatandaş olarak ne yapabiliriz diye bazen kendi kendime soruyorum.

    YanıtlaSil